Şefaat

Şefaat Ne Demektir:

Bir kimsenin bağışlanmasını istemek; bir kimseden, başka bir kimse için iyilik yapmasını ve zarardan vazgeçmesini rica etmek; yardım etmek; başkası hesabına yalvarmak, rica etmek; birinin önüne düşüp işinin görülmesi için dua ve niyazda bulunmak. Şefâat edene eş-şâfi’, eş-şefi (başkası lehine taleb eden) denilir.

Şefaat Herkes İçin Geçerlimidir:

Haddi zatında Allah Teala’nın, dilediği kullarına, o günde rahmet tezahürlerinden birisi olarak ortaya çıkar. Bu rahmetin tecellisi muhtelif şekillerde olur. Bunlardan birisi, küfür ve şirk ehlinden olmayan isyankar kullardan Allah’ın dilediği kadarını bağışlamasıdır.

Bu hakikatin izahı hususunda:  “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar.” Nisa, 116 Şefaat tezahürlerinden birisi de Allah Tealâ’nın elçisine, Ümmeti için şefaat etme yetkisini vererek, onu şereflendirmesi şeklinde gerçekleşir. İşte alimler arasında şefeatul-uzma’ diye bilinen şefaat türü budur.

Şefeatul-uzma, pek çok şefaatlerle temsil edilir. En büyüğü Resulullah’ın s.a.v. mahşerdeki herkese, soruşturmadan ve soruştur ile ilgili korkunç durumlardan kurtulması için şefaat etmesidir. Bu şefaatlerden birisi de, Resulullah’ın sav ümmetinden bir grubun hesaba çekilmeden cennete gönderilmesidir. Birisi de, cehenneme girmeyi hak etmiş bulunan günahkar kimselerin, Onun şefaatiyle cehenneme girmekten kurtulmasıdır.

Müminlerin ve muvahhidlerin cehenneme girdikten sonra oradan çıkarılmaları da, bu şefeatlerden birisini temsil eder. Bu şefaat türünde ve ondan öncekisinde –sahih kavle göre- Resulullah’a sav Peygamberler, büyük melekler ve müminler de ortak olacaklardır.

Makamı Mahmud:

Allah Tealâ’nın Resulüne sav vadetmiş olduğu “ Makamı Mahmud” ancak ve ancak, bütün mahşer ehline genel olarak, ümmetine özel olarak, muhtelif şefeatlerde bulunmasını ifade eder. İbni Cerir der ki: Müfessirlerin çoğu: «Muhammed’in sav kıyamet gününde oturacağı makam -Makamı Mahmud- insanlara şefeat etmesi, o günün azabının şiddetini hafifletmesi için Allah’tan dilekte bulunması ve bu dileğinin kabul edilmesidir. demişlerdir.(“ Belki böylece Rabbin seni, övülmüş bir makama ulaştırır.”Ayeti Kerime’nin tefsiri için ibni Cerir ve İbn Kesir tefsirine bakınız.)

Buna göre Allah Teala’nın, kıyamet gününde Peygamberini oturtacağı Makam-i Mahmud, zikrettiğimiz şefaatlerden muayyen bir şefaatin adı değildir. Ancak bütün bu şefaatlerin icmali adıdır ki, ondan dolayı bütün varlıklar ona minnettar olacaklardır. Resulullah’ın sav mahşer ehline, duruşmanın uzunluğundan kurtulmaları için yapacağı şefaat, El-lakkaani’nin ‘Cevheretut Tevhid’ üzerine yaptığı şerhte belirttiği gibi, Makam-1 Mahmud’un başlangıcıdır.

Şefaatten bahseden Ayeti kerime ve hadisi şerifler vardır, onlardan bir tanesi: «Yalnız Rahman’in huzurunda, söz almış olanlardan başkaları şefaat edemezler.” Meryem:87

” O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” Ta’ha:109

O hadislerden bir tanesi, Buhari ve Müslim tarafından rivayet edilen uzunca bir hadistir. Orada insanların teker teker Peygamberlere giderek onlardan şefaat etmeleri için dilekte bulundukları, en sonda Resulullah’ın sav yanına vardıkları rivayet edilmiş, Onun, müminlerden büyük bir kesime şefaat edeceği ifade edilmiştir.

Daha önceden belirttiğimiz gibi; bu şefaat, ancak Cenab-ı Allah’ın bağışlamak istediği kullarına merhametinin bir tezahürüdür. Bu şekilde bir tezahürü, Cenâb-ı Allah’ın Resullerine, Nebilerine ve bazı salih kullarına ikramda bulunmasından dolayıdır.

Kaynak: İslam akaidi, Ramazan El-buti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir