Şehveti Terk Etmek

Şehveti Terk Etmek

Seyyid Abdulkadir Geylani müridin şehveti terk etmesi hakkında muhtelif eserleri ve sohbetlerinde buyurdukları önemli nasihatları ile terk edilmesi gereken şehvet hakkında dikkate almamız gereken nasihatlarını okuyalım. Kadiriyyenin veya herhangi bir tarikatın müntesibi dahi olsanız bu nasihat ve tespitler kişinin seyri sülüku için yararlı olacaktır…

Mürit her canının istediğini yememeli, her hoşuna gideni giymemeli ve uyku çökmeden uyumamalı, bu hususlarda nefsine ruhsat tanımamalıdır.

Seyyid Abdulkadir Geylani (Kuddise Sirruhu) der ki:

“Sadık mürid olmanın bir şartı şehvetin tahakkümü altına girmemektir. Çünkü isteklere uymak avamın işidir.”

Yine derdi ki:

“Bütün korkuları başlangıcımda yendim. Her ne korkuya rastladıysam illa ki ona bindim. Elbisem yünden bir cübbe, sarığım bir bez parçasıydı. Ayaklarım çıplak olarak dikenler üzerinde ve başka yerlerde yürürdüm. Yiyeceğim nehir kenarlarındaki kuru yapraklar ve kurumuş sebzelerdi. Nefsimle mücahedeyi hiç terk etmedim. Sonunda Allah tarafından tarikat ehline gelen hal bana da geldi.”

Yine derdi ki:

“insanlar benden nefret etsin ve beni Rabbimden meşgul etmesinler diye kaç kez dilsiz ve deli gibi davrandım. Kaç sefer beni tımarhaneye attılar. 25 küsür sene Bağdat çöllerinde ve Irak harabelerinde kaldım. Senelerce tek başıma dolaştım ki kimseyi tanımayayım ve kimse de beni tanımasın.

Bir keresinde gecenin birinde kırk kez hamamcı oldum. Soğuk olmasına rağmen Allah’dan haya ederek her biri için guslettim. Belki de bu, Allah Teala tarafından beni bir imtihandı. Acaba ruhsatlara yapışarak Onun meclisinde kirli olarak mi duracaktım? Yoksa Onun huzuruna hürmet mi edecektim? Oysa çoğu mürid buna benzer bir hadiseyle karşılaştığında “Nasıl olsa namaz vakti değil” diyerek ruhsata yapışabilir.”

Yine derdi ki:

“Zâlimlerin halısında (meclisinde) oturmak şeyhlerin bile kalplerindeki nuru söndürür. Ya müritlerin hali nasıl olur?”

Her gece rüyasında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i gören bir mürid vardı. Valilerden birisinin meclisinde oturdu. Rüyaların arkası kesildi. Sonra bir gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kendisinden uzak olarak gördü. Yaklaşmak istedikçe O uzaklaşıyordu. Arkasından yetişerek sordu:

“-Günahım nedir Ya Resulallah? Dedi ki:

“Hem zalimlerin meclisinde oturuyorsun, hem de benimle buluşmak istiyorsun! Bu mümkün değil…

Şeyh müritlerine derdi ki:

“Zikir meclisine devam edin, terk etmeyin. Zikir meclisi vaktinde hiç biriniz bir şey okumasın, yazmasın ve zaruret haricinde dünya ile alakalı hiçbir iş yapmasın. (Ancak muhtaç bir fakirin hizmetini görebilir.) Müritler zikir meclisini çoğaltsın. Meclisten ayrı düşmek ise zikredenlerin kalplerini zayıflatır ve gayretlerini gevşetir.”

Yine müritlerine şöyle derdi:

“Emin olmayın, korkun. Yediğiniz lokmayı ve başka şeyleri teftiş edin, gafil olmayın.”

Yine şöyle derdi:

“Hakk (Celle Celalühü) ile mücalese (birlikte olmak)etmek istiyorsanız bütün günahlardan temizlenin. Her kim halis bir tevbe ile günahlardan temizlenmezse (eğer Allah’ın lütfuna mazhar ise) ölmeden evvel bazı hastalıklarla Allah onu temizler. Yoksa onu ateşle temizler.”

Yine derdi ki:

“Ahireti talep eden ahiret nimetlerinden zahid olsun. Yani Allah’a sırf emrine imtisal için ve onun meclisinin sevgisinden dolayı ibadet etsin, başka bir sebeple değil…”

Şeyh Muhammed Şenbeki (Seyyid Abdulkadir’in arkadaşlarındandı) şöyle derdi:

“Sadık müridin şehveti, mücahede ve zorluklara tahammüldür. Sadik mürid: “Akşam olsa da seherlesem” der. Yalancı müridin isteği ise uyku ve tembelliktir.”

Yine derdi ki:

“Ey mürid! Bu kavmin yolundan geriye dönmüş kişinin yemeğini aç da kalsan yeme. Çünkü onun yemeğini yiyenin kalbi kırk gün kasvetli kalır.”

Yine derdi ki:

“Mürit, Allah’tan gafil kalmaktan daha şiddetli bir musibetle karşılaşamaz. Fakat Allah Teala onu sevmişse gaflet ve uykusunda bile onu kendine sevkeder ve ecrini hiç eksiltmez.”

Yine derdi ki:

“Hangi mürit ki Allah’tan gafil kalmayı önemsemez ve gafleti kılıç yemekten daha kötü görmezse müritlik yolunda o yalancıdır ve onun elinden bir şey gelmez. Çünkü onun Allah (Celle Celalühül)’a hürmeti yoktur. Onun yorgunluğu meyvesizdir ve sonunda başladığı yere döner.”

Yine derdi ki:

“Müridin derecesi yükseldikçe ukubet hızlanır. Hata edip cezasını görmeyen bir mürid gördüğünüzde elinizi ondan çekin. Çünkü Allah (Celle Celalühü) onu huzuruna yaklaştırmamış demektir.”

Yine derdi ki:

“Müridin yolu, saadete ulaşana dek ciddiyetle çalışmaktır. Ya

sona ulaşıncaya veya ulaşmadan ölünceye kadar…”

Yine derdi ki:

“Brüt bir kötü fiil yaptığı halde ilahi yardım ondan kesilmediğini de içinden bu fiilden dolayı malzeme edilmedim demesi müridin cehaletindendir çünkü kötü fiille rağmen yardımın kesilmemesi istidraçtır. Bu kavmin meşayıhı İcma etmişlerdir ki: Günah işlediğinde müridin üzüntü ve ağlamasının olmaması hizlan alametlerindendir (Yani bu, kişiyi cehenneme götürücü sebeplerdendir.) Abdulkadir Geylani

Kaynak: İmam Şarani, Kudsi Nurlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir