Sekizinci Vaaz: Tevekkül 

Sekizinci Vaaz: Tevekkül 

Allah’ı bırakıp kendisi gibi bir mahluka güvenip bağlanan kimse mel’undur ve yine mel’undur. Ne yazık ki halkın çoğu bu lanetten kendini kurtaramamıştır. 

Pek az kimseler Allah’a güvenip bağlanmıştır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa gerçekten o en sağlam kulpa tutunmuştur. Kendisi gibi bir mahluka dayanan ise, suyu avuçlayana benzer; elini açınca içinde bir şey görünmez.

Yazıklar olsun sana! Hiç düşünmez misin? Halk senin ancak iki üç günlük ihtiyacını karşılar, sonunda usanır da artık bir şey vermez olur. O halde sana gereken, Hakk’ın sohbetine nail olup ihtiyaçlarının O’ndan inmesine gönül vermektir. Çünkü Allah’a bıkkınlık gelmez, dünyada da ahirette de senin ihtiyacını muttasıl vermekten usanmaz ve yorulmaz.

Hakk’ın birliğine içten inanıp bunu yakin derecesinde bilen kimsenin tevhid’de bulunduğu zaman, hiç kimse ne babası, ne anası, ne ehli ve ne dostu kalır. Mal ve mevki arzusu silinir ve Allah’tan başka hiçbir şey ile karar kılamaz olur.

İlahi

Nedir bu kenz-i mahfiyken nümayân olduğun, cânâ!

Nedir âlemde her madenlere kân olduğun, cânâ?..

Sen ol Zat-i muallâsın, nazirin yok senin amma,

Nedir âlemde her madenlere kan olduğun, cânâ?..

Beni bu bağ-ı dehr içre kimesne bilmedi dersin,

Nedir dilden dile âlemde destan olduğun, cânâ?…

Demişsin sen semavat u zemine sığmazım asla,

Nedir mü’minlerin gönlünde pinhan olduğun, cânâ?..

Yakarsın nâr-4 hicrâna veli âşıkları her dem,

Nedir vaslınla gâhi derde derman olduğun, cânâ??

Bu Zati’nin vücudun mahvedip her varlığın aldın,

Nedir canında anın yine cânan olduğun, cânâ?…



100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın