Şeriatta ve Tarikatta Hac

18. Kısım: Şeriatta ve Tarikatta Hac

Şeriattaki hac, şartlarını yerine getirerek Beyti ziyarettir. Şartları tam olduğu takdirde sevabı hâsıl olur. Onun şartlarından biri eksik kalırsa, sevabı bâtıl olur. Çünkü Allah-ü Teâlâ onun tamamen eda edilmesini emreder:  « Haccı ve Umreyi Allah için itmam ediniz.» (Bakara, 196)

Haccın şartlarını şöylece sıralayabiliriz: 

İhram, Mekke’ye giriş, giriş tavafı, Arafat’ta duruş, Müzdelifede gecelemek, Mina’da kurban kesmek Hareme gelmek, tekrar yedi defa Kâbe’yi tavaf etmek, zemzem suyu içmek, İbrahim a.s. makamında iki rekât namaz kılmak..  Bundan sonra, Allah’ın Hac esnasında haram kıldığı şeyler helâl olur. Bu şekilde yapılan haccın mükâfatı, Cehennem’den azad olmak, Allah-ü Teala, şöyle buyurdu : « Kim oraya girerse kurtulur.» (Alî-İmran, 97) Sayılan hareketlerden sonra, bir tavaf daha yapılır ve vatana dönülür. Allah, bize ve size nasip eylesin…

Tarikattaki hacca gelince; 

onun yol hazırlığı ye yolda lâzım gelecek eşyaları vardır. İlk hazırlık, bir telkin sahibine meyildir. Ve ondan bir şeyler almak.. Sonra manasını, düşünerek dille zikir.. Burada zikirden kastımız; LA İLAHE İLLALLAH.. cümlesidir. Bundan sonra kalpte dirilik hasıl olur. Ve Allah-ü Teala, içten, anılmaya başlanır… Tâ iç âlem safiyetini buluncaya kadar… 

Bu safiyetten sonra; cemal sıfatının nurları ile, sır Kâbe’sinin görünmesi için, sıfat esmasına devam gerekir. Sonra, bu tasfiye işi, İbrahim ve İsmail peygambere (a.s.) şu Ayetle emir verildi: « Beytimi ziyaretçiler için temizleyiniz.» (Hac 26)

Zahirdeki Kâbe’nin, ziyarete gelecek kullar için temiz edilmesi, gerekir. Batın Kâbe’sinin de Hakkın nazarı için temiz tutulması icap eder. İnsan için bu temizlik ne kadar lâyık ve yapılması ne kadar yerinde olur; diğer temizliğe nispetle ne kadar iyi…

Bundan sonra, kudsi ruhun nuru ile ihrama girmek gelir. Sonra kalp Kâbe’sine girilir, daha sonra ikinci isim olan ALLAH kelâmına devamla kudüm tavafı yapılır.

Bundan sonra, münacat yeri olan kalp Arafat’ına gidilir. Orada üçüncü isim olan HU ile duruş yapılır. Dördüncü isim olan HAK da aynı şekilde devam edilmesi icap eden isimdir. Daha sonra beşinci isim olan HAY, altıncı isim olan KAYYUM arasını birleştirip FÜAD – kalp – müzdelifesine gidilir.

Bundan sonra iki harem arasında olan SIR minâsına gidilir, orada duruş yapılır ve yedinci isim olan KAHHÂR okunarak mutmaine nefis kurban edilir. KAHHÂR ismi yokluk kapısını açar ve küfür perdelerini kaldırır. Bu durumu Peygamber S.A. efendimizin şu Hadis-i Şerifi çok iyi anlatır: « İman ve küfür, arşın ötesinde birer makama sahiptirler. Ve bunlar kulla Rabbi arasında perde sayılırlar Biri siyah öbürü de beyazdır.»


Bundan sonra;

Bundan sonra, Küdsi ruhun başı, beşeri sıfatlardan tıraş edilir. Burada sekizinci isim okunur. Sonra; SIR, haremine girilir, burada dokuzuncu isim okunur.

Bundan sonra AKİF arsasına gidilir, oranın yakınlık, ünsiyet sergisinde itikâfa girilir, burada onuncu isme devam edilir.

Bundan sonra SAMED sıfatının tecellisi, şekilsiz benzersiz görülür. Daha sonra tavaf başlar, yedi defa yapılır. Altı teferruat ismi ile, on birinci isme burada devam edilir. Bundan sonra yakınlık ile şarabı içilir. Bu şarabı: « Rabları onlara pak temiz olarak içirdi.» (İnsan, 21) Ayet-i Kerimesi bize anlatır.

Burada kadeh on ikinci isimdir. Bundan sonra baki yüzden perdeler kalkar. Onun nuru ile ona nazar kılınır. O âlemin şekli benzeri yoktur « O âlemi, ne bir göz gördü, ne bir kulak işitti, ne de bir beşer kalbi hatırlamıştır.» Allah-ü Teala’nın kelâmı harf ve ses vasıtası ile olmaz. Beşer kalbinin inceliğine eremediği zevk, Allah-ü Teâlâ’yı görme anındaki zevktir. Ve onun hitabıdır. Bundan sonra, kötü işler iyiliğe döner. O hac işi esnasında haram olanlar, helâl olur: Bu işler, TEVHİD esmasının tekrarı ile olur. Allah-ü Teâlâ şöyle buyurur: « İman edip, yarar iş yapan zümre var ya, işte Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir.» (Furkan; 70) Sonra; nefsani hareketlerden azâd hâsıl olur. Korku hüzün kalmaz.

« Ayık olunuz; Allah’ın veli kullarına korku, hüzün yoktur.» (Yunus, 62) mealindeki Ayet-i Kerime, bu hali ifade eder. Allah, fazlı, keremi, cömertliği ile bu halleri cümlemize nasip eylesin.

Bundan sonra son tavaf başlar, bütün ilahi isimlerin tekrarı ile tamamlanır. Ve asli vatana dönüş başlar. O asli vatan, kuds ve Ahsen-i takvim âlemindedir. Bu iş, YAKİN âlemi ile ilgili, on ikinci ismin tekrarı ile olur. Bu teviller dilin ve aklın döndüğü miktardır.

Bundan öte işlerden haber vermek mümkün olmaz. Çünkü havsala, zihin ve anlayış, ötesini idrak edemez. Bu hikmete işaret olarak Peygamber S.A. efendimiz şöyle buyurur: « Öyle ilimler vardır ki, onlar gizli hazine gibi dururlar; ilahi ilimlere vakıf olanlardan gayrısı bilemez.»

O ilimden bahsedildiği zaman, izzet sahibi kimseler inkâr etmezler. İrfan sahibi derinden alır, ilim sahibi yüzden… İrfan sahibinin bilgisi; Allah-ü Teâlâ’nım sırrıdır, onun bildiğini O’ndan gayrısı bilmez. Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur; « Onun dilediği miktar dışında, ilim hazinesinden bir şey alamazlar..» (Bakara, 255)

Alanlar ise, nebiler ve velilerdir. Yine buyurur: « Allah en gizliyi ve sırrı bilir.» (Taha, 7) Yine buyurur:

« Allah’tan başka ilah yok.» (Bakara, 255) Yine buyurur: « Güzel isimler ona hastır.» (Taha, 8) En iyi bilen ALLAH’dır…

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir