Şevahid- Şahid

Bismillahirrahmanirrahim

Şevâhid ( şahid ) Ne Demektir:

Şevahid ( Şahid )Şahide’nin çoğuludur. Şahide veya Şahid, insanın kalbinde Mevcud olan hale denilir. Kalbe galip olan hal, en çok düşündüğü şey, insanın şahididir. Kendisi o şeyi görmese de gözüyle görmüş gibi gerçekliğini bilip yaşadığı için o hale Şahid denmiştir (ıstılahatu’s- suffiyye;s 153) Hazır, mevcut olan hal demektir.

Sufilerin Şevahid -Şahid- Hakkında söyledikleri:

Şahid Hakkında,  Cüneyd’e “Şahid’e niçin şâhid denilmiştir?” diye soruldu.
Cüneyd şöyle cevap verdi: “Hakk şahid, senin içine ve sırrına muttali’ olarak, halk içinde Onun cemalini müşahede ederek meydana gelen şahiddir. O’na bakan bakışında Onun ilmini kendinin O’na bakışıyla görür. 

Sufiyyenin anlayışın göre Şahid ise Müridler menzilini kat edip ariflerin hepsine Şahid olarak bir zorluk hissetmeden, bir gevşeme ve gaflete düşmeden Şahid adını gaybda bulunana hamletmektir. Mürid bir gaflete duçar olacak olsa hali “Şahid” hali olamaz. Halkın zahirinde bundan başka cereyan etmekte olan her şey boştur. Ya da sufîlik yolu değildir.”

Yine Cüneyd Bağdadi ks. “Şahid” hakkında şöyle demiştir: “Şahid” Sorulduğunda şu cevabı verdi: “Senin sırrında ve içinde bulunan Haktır. Sırrını ve içini bilir.”

Şâhid hakkında Kuşeyri risalesinde şu şekilde açıklama yapmaktadır:

“Kalpte hazır olan şeye şahid denir. Bu manada o, göz önünde olmayan bir şeyi adeta görüyormuş gibi hatırlamaktır. Neyin zikri, insan kalbini hükmü altına almışsa işte o, o kimsenin şahididir. Bir başka deyişle, insanın kalbinde sürekli bir şekilde bulunan şey, o insanın şahidi olmaktadır. Kalpte hakim olan şey, ilim, vecd gibi hususlar olabileceği gibi, dünyevi bir şey de olabilir, Cenab-ı Hakk da.

Şahid: Senden gizli olanı sana gösteren şeydir. Yani kendi varlığı için senin kalbini hazırlar. Şahid aynı zamanda hazır anlamındadır.

Şair der ki: “Her şeyde Onun bir olduğunu gösteren bir şahid vardır.”

Şahid hakkında Kaşani şöyle tanımlama yapıyor: “Kalpte bulunan müşahede eseridir. Ya ledünnî ilimle, ya vecd ile, ya hal ile, ya tecellî ile, ya da şühud ile kalbin meşgul olduğu, müşahede ettiği hal, onun şahididir” ıstılahatu’s- suffiyye;s64

Kendisine müşahededen sorulan Şibli: “Biz Hakkı nereden müşahede  edeceğiz? Hak bizim şahidimizdir!” demiş. Şibli’nin işaret ettiği şahid, kalbini kaplayan, ona hakim olan zikrullahtır.

Birinin, bir yaratıkla kalbi bir ilgisi olsa, “O, onun şahididir” yani o sevdiği  kimse, daima onun kalbindedir, denilir. Çünkü sevgi, onun, sürekli olarak sevgilisini anmasını gerekli kılar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir