ŞEYH VE ALİMLER NASIL OLMALI

 

Şeyh Geylani Ks. Bir şeyhin, şu on iki hasleti, güzel vasfı edinmeden şeyhlik seccadesine oturması ve inayet kılıcını kuşanması doğru değildir:

İki haslet Allah cc’dan

İki haslet Hz. Peygamber SAV’den

İki haslet Ebu Bekir Sıddık Ra.’tan

İki haslet Ömer b. El Hattab Ra.’dan

İki haslet Osman b. Affan Ra.’dan

İki haslet İmam Ali b. Ebi Talib Ra.’dan

Allah c’den olan iki haslet Settar (günahları örtücü) ve Gaffar (Affedici) olmaktır.

Hz. Peygamber sav den olan iki haslet: Şefik (şefkatli) ve Refik (kibar) olmaktır.

Ebu Bekir Sıddık (Ra) dan olan iki haslet: Sadık (Özü ve sözü bir) ve musaddık (doğruyu tasdik eden) olmaktır.

Ömer b. El- Hattab (Ra)’dan olan iki haslet: Doğru ve güzeli emretmek, yanlışı ve çirkini engellemektir.

Osman b. Affan (Ra)dan olan iki haslet: İnsanları doyurmayı sevmek ve gece insanlar uyurken ibadet etmektir.

İmam Ali b. Ebi Talib (Ra)dan olan iki haslet: Âlim ve cesur olmaktır.

“Şeyhte beş haslet olmazsa insanları cehalete sürükleyen deccal olur. Zahiren şeriat hükümlerini bilmesi ve aslından hakikat ilmini araştırması gerekir. Misafirlerine güler yüz göstererek ikram etmesi, fakirlere karşı güzel söz ve güzel hareketle eğilmesi gerekir. İşte bu şanı yüce şeyhtir ki haram ve helal hükümlerini iyice bilir. Kendi nefsini ve hakikat yolcularını terbiye etmesini bilir…” Şeyh Geylani (Ks.) devamla: “Şeyh kendisine uyan kimselere, şeriat ilimlerini, tabii ve sufilerin büyüklerinin ıstılahlarını bilmeleri gerekir. Bunları bilmezse mürşitlik yapamaz.”

Cüneyd Bağdadi (Ra) der ki:

“ Bizim ilmimiz kitap ile sünnete dayanmaktadır. Hadis ezberlemeyen ve onu yazamayan, Kuranı kerimi bilmeyen, Sofiye büyüklerinin ıstılahlarından bihaber olan, dini bilgisi bulunmayan kişi, asla irşat ehli değildir.” cevherden gerdanlıklar s. 55

“Müridin terbiyesini ve yetiştirilmesini üzerine alan şeyhin bunu, kendi nefsi için değil de Allah cc. için kabullenmesi gerekir. Onu yetiştirirken, nefsinle mücadele ve mücahadeye davet ederken ona karşı gayet yumuşak ve müşfik davranması, onu, bir annenin çocuğunu terbiye ettiği gibi terbiye etmesi, müşfik bir babanın ciğerpare yavrusuna karşı davrandığı gibi davranması, lazım gelir. Ona önce kolay yolları göstermesi, altından kalmayacağı yükü yüklememesi gerekir. Maiyetlerden döneceğine, Allah’ın taatına devam edeceğine dair ondan kat’i söz aldıktan sonra, tedricen ona ağır dersler vermeğe başlar…” AGE s.57

Şeyh Geylani Ks. “Kişi kendini zikre (kelime-i tevhide) alıştırmazsa, ölüm döşeğinde iken onu hatırlaması ve söylemesi kendisine güç olur.”

“Kişi (şeyhsiz) kendini terbiye etmeğe kalkışırsa, temelsiz bina kurmağa kalkmış olur. Her yolcuya bir mihmandar lazımdır. Bununda faziletli bir kişi olması kişinin nefsinin tuzaklarına düşmekten ve aşağılar aşağısına düşmesinden kendisini korumuş olur. Sağlam bir kulpa yapışmış olan kişiye varlığın sırları zahir olur. Sonsuz nimetlere gark olur. Nefsinin peşine düşüp şeyhini dinlemeyen kişi gerçekten nasipsizdir.” (C.Gerdanlık S.57)

Şeyh Geylani Ks. Bu yola girmiş olan mutasavvıfa “ Olana tabi olun, bidatler çıkarmayın. Uysal olun, muhalif ol-mayın. Sabredin, sızlanmayın. Sabit kalem olun, bölücü olmayın. Ümit var olun, ümitsizliğe kapılmayın. Zikir üzerinde bir araya gelin, bölük pörçük olup dağılmayın. Günahlardan temizlenin, kirletmeyin ve kirlenmeyin. Mevla’nızın kapısından ayrılmayın.

Dergâhındaki talebelerine “Daima sakın, emin olma.  Kork, güvenme. Mutmain oluncaya kadar uyanık ol, gafil olma. Kendine ne bir hal, ne bir söz nispet et; bunlardan hiçbirinde iddialı olma, hiç kimseye “ bende şunlar şunlar var” deme. Zira Allah cc her an bir işte;

يَسْپَلُهُمَنْفِىالسَّمٰوَاتِوَالْاَرْضِكُلَّيَوْمٍهُوَفٖىشَاْنٍ

55.29 – Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.

يَااَيُّهَاالَّذٖينَاٰمَنُوااسْتَجٖيبُوالِلّٰهِوَلِلرَّسُولِاِذَادَعَاكُمْلِمَايُحْيٖيكُمْوَاعْلَمُوااَنَّاللّٰهَيَحُولُبَيْنَالْمَرْءِوَقَلْبِهٖوَاَنَّهُاِلَيْهِتُحْشَرُونَ

8.24 – Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.

Ve senin bende var dediğin şeyi yok ediverir, o şeyde seni eli boş bir halde bırakıverir. Böyle olunca da muhatabına karşı utanır, mahcup olursun. O halde kendinde olan şeyleri saklı tut, etrafına yayma. Eğer o şeylere sahip olmaya devam ediyorsan bu, Cenabı Hak’tan bir mevhibedir, bağıştır. Bundan dolayı ona teşekkür et ve devamını dile. Eğer bundan başka bir şeyse, böyle değilse, o halde onda bir ilim marifet, nur, yakaza ve edep ziyadesi var demektir. Allah cc. şöyle buyurur:

مَانَنْسَخْمِنْاٰيَةٍاَوْنُنْسِهَانَاْتِبِخَيْرٍمِنْهَااَوْمِثْلِهَااَلَمْتَعْلَمْاَنَّاللّٰهَعَلٰىكُلِّشَیْءٍقَدٖيرٌ

2.106 – Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Bütün bedeninden uzaklaşmadıkça, tüm uzuvlarını terk etmedikçe, vücudundan, kulağından, gözünden, elinden, gayretinden, amelinden, aklından; bedenine ruh girmeden önce sende var olan ve sana ruh üfürüldükten sonra sahip olduğun her şeyden ayrılmadıkça, ruhaniler içerisine girmeye heveslenme. Çünkü bunlar seni Rabbinden engelleyen, onunla senin arana perde olan şeylerdir.

فَاِنَّهُمْعَدُوٌّلٖىاِلَّارَبَّالْعَالَمٖينَ

26.77 – “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”

Diğer mahlûkatın yanı sıra kendi bütün vücudunu ve bedeninin parçalarını yok say. Rabbinden başka hiçbir şeye varlık atfetme. Şu kadar ki, şer’i sınırların dışına çıkma. Bil ki, sen aldanıyorsun; şeytan seninle oynuyor. O halde şeriatın hükmüne dön, ona yapış, heva ve hevesi kov. Zira şeriatın Şahitlik etmediği her hakikat batıldır, yalandır. (N.Kadiriyye-198)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir