Sıdkın Esası

Sıdkın Esası

Allahü teala Tevbe sûresi / 119. ayet-i kerimesinde : «Ey iman edenler, Allahü teâla’nın razı olmadığı işlerden sakının ve sadıklar lle beraber olun» buyuruyor. 

Abdullah bin Mes’ud’un (radıyallahu anh) bildirdiği hadis-i şerifte: «Kul, sıdk üzere olduğu, sıdkı araştırmada devam ve sebat üzere bulunduğu zaman sıddıklardan yazılır. Kul yalan üzere olduğu ve yalanı aramada bulunduğu müddetçe de yalancılardan yazılır.» buyuruldu. Bildirdi ki, Allahü Teâlâ, Davud aleyhisselama: «Ey Davud, bir kimse beni kalbinde, gizli olarak tasdik ederse, ben de onu, insanlar içinde aşikar olarak tasdik ederim» diye vahy eyledi.

Biliniz ki, her şeyin direği sıdktır. Her işin tamamı, nizam ve intizamı sıdk (doğruluk iledir. Sıdk, peygamberliğin ikinci derecesidir. Nitekim Allahü Teâlâ Nisa suresi / 69. ayet-i kerimesinde: «Allahu Teâlâ’ya ve Resulüne itaat edenler, kıyamette Allahü Teâlâ’nın nimetlerine kavuşan peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle bir arada olurlar. Onların her biri ne güzel arkadaşlardır» buyuruyor.

Sıddık, çok sıdk sahibi demektir. Yani kendisinden sıdk tekrar edip, sıdkı kendisine huy, adet ve tabiat edinen ve daima gerçek ve doğru sözlü olan kimsedir. Sadık, sıdk kelimesinden yapılan ism-i lazımdır. Sözü sağlam ve doğru olan kimseye denir. Sıddık, sözünde, her hareket ve halinde sadık olan kimsedir.

Bazıları da: «Bir kimse, kendisinin Allahu Teâlâ ile olmasını dilerse, sıdk Üzere bulunsun, sıdka devam eylesin, Zira Allahü Teâlâ sadıklarladır » demişlerdir.

Cüneyd: Bağdadi (kuddise Sirruh)«Sadık, bir günde kırk kere değişmede ve yüksek derecelere ulaşmada bulunur. Mürai ise, kırk yıl bir halde durur» buyurdu. 

Bazıları da, «Sıdk, tehlikeli ve korkulu yerlerde doğruyu söylemektir» dediler. 

Bazıları da, «Sıdk, kalbin dile uymasıdır» dediler. 

Bazıları da, «Sıdk, ağzını haramdan sakınmaktır» dediler. 

Bazıları da, «Sıdk, Allah Teâlâ için olan amelde vefadır» dediler.

Süheyl bin Abdullah (rahimehullah) «Kendine veya başkasına müdahene eden kimse, sıdk kokusunu duyamaz» buyurdu.

Ebu Said Karaşi (rahimehullah) «Sadık ölüme hazır olan kimsedir, Kalbi yarılıp, içindeki  anlaşılsa böyle olduğu meydana çıkar.» Nitekim Allahu Teâlâ Bakara / 94.ayet-i kerimesinde: «Eğer sadık iseniz, ölümü temenni edin» buyuruyor dedi. 

Bazıları da, «Sıdkın esası, yalandan başka bir şeyin seni kurtarmayacağı bir yerde, senin sıdk üzere bulunman ve doğruyu söylemendir» dediler. 

Bazıları da, «Sadıkta her zaman, tatlılık, heybet ve güzellik bulunur» dediler.

Zinnun-i Mısri (rahimehullah), «Sıdk, Allahü Teâlâ’nın kılıcıdır. Neyin üzerine konarsa onu keser» buyurdu.

Sehl bin Abdullah (rahimehullah) «Sıddıkların birinci cinayetleri nefisleri ile söyleşmeleridir» dedi.

Feth-i Musuli’ye (rahimehullah) sıdktan sorulduğunda, «Hemen elini demircinin ocağına sokup, kıvılcım saçan demiri çıkarıp avucuna aldı. Soğuyuncaya kadar avucunda tuttu ve sonra sorana «İşte sıdk budur» dedi.

Haris-i Muhasebi’ye (rahimahullah) sıdktan soruldu: «Sadık, kalbinin salahından ötürü, bütün kıymet ve itibarı insanların gönlünden çıksa, bunlara kıymet vermeyen, iyi işlerinden en küçüğünü bile insanların bilmesini arzu etmeyen, insanlar tarafından kötü amelleri, İşleri görüldüğünde alınmayan kimsedir» buyurdu. 

Bazıları da, «Sen Allah Teâlâ’yı sıdk ile istediğin zaman, Allah Teâlâ sana bir ayna ve gönlüne öyle keşifler ihsan buyurur ki, sen o aynaya bakınca, dünya ve ahiretin hayret verecek, akılları şaşırtacak garip ve acayip hallerini görür ve müşahede edersin» dediler.


Kaynak: Gunyetü’t-Talibin, Abdulkadir Geylani

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın