Sıdkın Esası

Bismillahirrahmanirrahim

Sıdk’ın Esası:

Şeyh Abdülkadir Geylaniye göre Sıdkın esası:

”Ey iman edenler Allah’tan korkun sadıklarla beraber olun.” Tevbe:119 ayetidir. Şeyh Abdülkadir Geylani bu hususta Abdullah b. Mesud (ra)’dan nakledilen şu hadisi Şerif’i de delil olarak göstermektedir.

”Doğru sözden ayrılmayın. Zira doğru söz iyiliğe sevk eder. İyilik ise cennete sevkeder. Kişi doğru sözlü olup doğru sözlülükle ilerlerse sonunda Allah katında ’Sıddık’ olarak yazılır. Yalan söylemekten sakının. Zira yalan kötülüğe sevk eder. Kötülük de cehenneme sevk eder kişi yalan söyler ve yalan da ilerlerse sonunda Allah katında ’Kezzab’ yalancı olarak yazılır.”

Şeyh Abdülkadir Geylani çok kötü şartlarda bile doğruluktan ayrılmadığını naklediyor. Zira küçük yaştan beri bu hususta örnek biriydi. Nitekim şu kıssa onun ne denli doğru biri olduğunu göstermektedir. Kendisi şöyle anlatmaktadır:

“Bağdat’a ilim tahsil etmek üzere yola çıkmadan önce Annem gömleğimin koltuk altı kısmına 40 Dinar dikti ve doğruluktan ayrılmamı öğütledi. Yolculuk esnasında 60 Süvari kafileye saldırdı bana kimse ilişmedi. Daha sonra süvarilerden biri bana “sende ne kadar para var” diye sordu. Ben de 40 Dinar dedim nerede onlar diye sordu gömleğimin koltuk altına Dikili dedim. Benim dalga geçtiğimi zannetti ve çekip gitti. Sonra başka biri geldi ve diğerinin sorduğunu sordu. Ben de önceki gibi cevap verdim. Bunun üzerine o da çekip gitti reislerinin yanına gittiklerinde benim söylediklerimi ona naklettiler.

Bunun üzerine o onlara onu bana getirin dedi beni onun yanına götürdüler. Kafileden soydukları mal tepe gibi yığılmıştı onları taksim ediyorlardı. Bana sende ne var diye sordu. Ben de 40 dinar dedim. Nerede onlar dedi gömleğimin koltuk altına Dikili dedim. Emretti gömleğin koltuk altı sökülünce altınlar ortaya çıktı. Bunun üzerine bana bunu niçin söyledin diye sordu.

Ben anneme yalan söylemeyeceğine dair söz verdim bu sözünü bozmam dedim. Bunun üzerine Reis ağlamaya başladı ve sen annene verdiğin sözü bozmuyorsun da. Ben yıllardır Rabbime verdiğim sözü bozuyorum dedi. Daha sonra elimde tevbe etti. Bunun üzerine arkadaşları ona sen yıllarca eşkıyalıkta bize önder idin, şimdi de tevbede önder oldun. Dediler ve hep birlikte elimden tevbe aldılar. Kafileden gasp ettikleri malları da geri verdiler.”

Abdülkadir Geylaniye göre doğruluk en yüce makamlardan biridir ve bu  işin temel taşlarından biridir şöyle söylemektedir: ”Bil ki; doğruluk bu işin direğidir. Bu işin nizam-ı intizamı onunla olur. Bu iş onunla tamamlanır. Bu nübüvvetten sonraki derecedir. Nitekim Allah Teala şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve Resulüne itaat edenler Allah’ın kendilerine nimet verdiği Nebiler, sıddıklar, Şehitler ve salihler ile birliktedir onlar ne güzel arkadaştırlar.” Nisa 69

Şeyh Abdülkadir Geylani Sadık ile Sıddık’ı birbirinden ayırıyor. Sadık; sıdktan ismi lazımdır. Yani doğru kişi manasınadır. Sıddık; ise onun mübalağasıdır. Doğrulukta devam edip doğruluğu seciye ve alışkanlık haline getirenlerde olur. Doğruluk gizlide ve açıkta olması eşittir. Sadık sözünde doğru olan kişidir. Sıddık ise sözünde ve davranışlarında ve her halinde doğru olan kişidir.  el gunye 496

Cüneydi Bağdadi  ks.: “Sadık bir günde 40 kere değişmeden ve yüksek derecelere ulaşmada bulunur. Mürai ise 40 yıl bir halde durur buyurdu. Bazıları da, Sıddık tehlikeli ve korkulu yerlerde doğruyu söylemektir dediler. Bazıları da; Kalbin dile duymasıdır dediler. Bazıları ise sıdk ağzını haramdan sakınmaktır dediler. Bazıları da sıdk Allah Teala için olan amelde vefadır.” dediler.

Şeyh Abdülkadir Geylani Dünya ve ahiret saadetini kazandıran bu hasletin önemini işte bu şekilde açıklamaktadır.

KAYNAK: EL GUNYE S:495-496

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir