Sihir Ve Büyü Nedir

Büyü Veya Sihir Ne Demektir:

Kendisinde bir takım özel  şartlar bulunan birinin normalde alışılmamış gösterileri gizemli ve sırlı yolları kullanarak bir kişiye yada kişilere öz iradeleri bulunmamasına rağmen belli bir maksat için etkileme ve tesir altına almak işidir.

Büyü Kötülüktür:

Büyü Dünya hayatında Allah Tealanın insanları denemek istediği ve yapılmasından, öğrenilme ve öğretilmesinden asla razı olmadığı kötülüklerden birisidir.

Allah Teala insana cüz’i irade verdiğinden dolayı ona seçme hakkı tanımıştır. Bu cüz’i iradesi ile yapacağı seçime göre kişi sevap ya da günah kazanacaktır. Fakat büyü insandaki bir iradeyi ortadan kaldırmaktadır. İnsanın vücudunda çeşitli etkisi de olduğu bilindiği gibi, büyü insanda hayal(Halüsinasyon) ve vehimlerle boğuşmasına etkisi vardır. Büyü insana gerçek olanı unutturup veya gözardı ettirip yerine batıl ve hayali olanı görmeyi telkin ettiren bir kötülüktür.

Büyünün insan Üzerindeki Etkisine örnek verelim:

Yahudilerin ileri gelenleri, Münafıklık yapan ve sihirbazlıkta çok maharetli olan, Lebid bin A’sam’a: “Sen bizim en bilgili sihirbazımızsın! Muhammed erkeklerimizi ve kadınlarımızı büyüledi. Biz ona karşı hiçbir şey yapamadık. Sen onun bize neler yaptığını, dinimize nasıl aykırı davrandığını, bizden kimleri öldürdüğünü veya sürgün ettiğini gördün. Biz, bütün yaptıklarına karşı Onu büyüleyip cezalandırmak üzere sana vazife vermek istiyoruz!” dediler ve büyü yapması için üç dinar altın verdiler.

Lebid sihiri(büyüyü) yaptıktan sonra, Resulullah (sav) hastalandı. Gözlerinin feri de azaldı. Hastalığı günlerce sürdü. Yemeden-içmeden kesildi. Hanımlarıyla birlikte olmadığı halde onlarla birlikte olmuş gibi hissediyordu. Büyünün veya Sihrin kimin tarafından yapıldığı ve nerede olduğunun haberi gelince kuyunun yanına gittiler Hazret-i Ali ile Ammar, kuyunun suyunu çekip boşalttılar, içindeki basamak taşını kaldırdılar ve sihri buldular.

Rivayete göre bu esnada Cebrail (as) Felak ve Nas sürelerini getirdi. Her bir ayeti okudukça bir düğüm çözülüyordu. En son düğüm çözüldüğü zaman, Peygamber Efendimiz, bağdan kurtulmuş gibi açılıverdi. Yemek yemeye, su içmeye başladı. Allah Resulü Zervan kuyusunu kapattırdı. Sihir yapan Yahudi Lebid ve onun mensubu olduğu kabileyi ne itham etti nede onu ve kabilesinden birine zarar verdi.

Büyü veya sihrin Mucizeden Farkı Nedir?:

Büyü eşyanın hakikatini değiştirmez fakat eşyanın hakikatin de bir değişiklik olmuş gibi kişiye gösterir. Hayal ettirir işte mucize ile büyü arasında ince farkta buradadır. Mucize bir şeyin aslını ve hakikatini tamamen değiştirir. Mucizede göz boyama ve hayale yer yoktur. Firavun’un büyücülerinin Müslüman olmasındaki sır da işte burada yatmaktadır. Çünkü Büyücülerin tümü Musa (As)’ın bıraktığı asanın büyük bir yılana dönüştüğü ve kendi uydurdukları yılan gibi gözüken aslında ip ve dal parçalarından öteye gitmeyen şeyleri nasıl yuttuğunu müşahede ettiklerinde hemen teslim olup Musa’nın dinine tabii olmuşlardır.

Bu olayı büyücülerin dışındaki izleyenlerde görmüştür. Büyücüler kendi iplerinin ve asalarının yılana dönüşmediğini aslında biliyorlardı. Kendilerini değil orada bulunan insanları büyülemişlerdi. Büyücüler bizzat Hazreti Musa’nın yılanının kendi ip ve asalarını yediğini müşahede etmişlerdir. İzleyenler ise büyücülerin O ip ve asalarını yılan zannediyorlardı. 

“(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. Alemlerin Rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler.” Şuara Suresi: ayet 46 ve 48

Büyü gerçekte sebepler aleminden bir parçadır. Büyü insanın bedeninde etkisi olur onu hasta eder veya bir takım psikolojik bunalımlara yol acar hatta kişinin ölümüne dahi yol açabilir.

Büyü Haramdır:

Başkalarını etkilemek ve onları tesir altına almak yönüyle büyük tehlike arz etmekte olan büyünün haram kılınış sebebi de işte budur. Çünkü büyü Allah’ın insanlara bahşettiği iradeyi çekip almak onu etkisiz hale getirmek demektir.

Kuran-ı kerimde çok açık olarak büyü yapmanın küfür olduğu belirtilmektedir. Büyüyü yapanda kafir olur. Bakara süresi 102. Ayette şu şekilde buyrulmaktadır

“Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihri)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!” Bakara 102

Büyücü şeytanla anlaşmalı bir yapı sergiler çirkin ve pis işler yaparlar. Çağırmaları ve davetleri büyü yapmak için taviz üzerinedir. Eğer büyücü vazgeçerse cin ve şeytan büyücüye işkence etmeye başlar hatta onu öldürebilir. Unutulmamalıdır ki cinler insanlarla dalga geçmekten hoşlanırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir