ŞİİLİĞİN GENEL ESASLARI

Rafizanın fırka ve kolları, halifeliği akıl ve ispatta ve halifeliğin nas ile olması ve halifelerin yanılma, unutma ve hata afetlerinden masum bulunmasını iddiada söz birliği halindedirler.

Hz. Ali’yi (ra.) bütün ashaptan üstün tutmakta, Resullullah’dan sonra (sav) Ali’nin (ra.) imamlığını nas ile söylemekte, Ebubekir, Ömer, Osman ve bunlardan gayrı sahabeden (r.anhüm)ayrılmak ve uzaklaşmakta söz birliği halindedirler.

Ancak Zeydiyye’den bu anlatılanlardan ayrı olarak, bir grup ayrılma hususunda onlara uymamışlardır.
Hz. Ali’nin (ra.) halifeliğini terketme hususunda ve Resulullah’dan (sav) sonra İmam-ı Ali’ye tabi olmadan sakındıklarından, ümmet mürtet oldu. Ancak altı kişi bunlardan müstesnadır. Bunlar da, Ali, Ammâr, Mikdâd bin Esved, Selmân-1 Farisi ve iki kişi daha mürted olmamışlardır iddialarında söz birliği halindedirler.

Bunun gibi hazret-i Alinin takiyye edip [yani halifelik onun hakkı iken idare edip, çekinip] ben imam değilim demesi lüzumunda, Allah-ü Teala birşeyi  yaratılmadan önce bilemez ve ölüler, hesab gününden önce dünyaya dönerler gibi söz ve iddialarında da söz birliği halindedirler. Ancak, Rafizilerden Galiyye fırkası, haşr ve hesab yoktur, düşüncesindedirler

Yine bunun gibi, imam (halife) dünya için olsun, din için olsun, olup olacakları bilir, hatta ufacık taşların, yağmur damlalarının ve ağaçların yapraklarının adedini de bilir. İmamlardan da, peygamberler gibi (aleyhi  müsselam) mucizeler görünür iddalarında da söz birliği halindedirler.

Rafızilerin çoğu, bir kimse Ali (ra.) ile muharebe eylese o kimse kafirdir, dediler. Hz. Ali (ra.) Ashabı kiram gibi toprakta medfun değildir. Ali (ra.) bulutlardadır. Allahü teala’nın düşmanları ile bulutlar üstünde bulunduğu halde çarpışır. Ali (ra.) ahir zamanda düşmanlarını ve kendisine buğz edenleri öldürmek için gelir. Ali ve diğer imamlar ölmemişlerdir. Belki kıyamete kadar ölmezler. Ölüm onlara yol bulmaz, derler.

Cebrâil aleyhisselâm vahyi indirmede yanıldı, ve ona kızarlar meleklerden cebrail düşmanımız derler. Ali (ra) Allah dır diye iddia ederler.
Galiyyeden yalan ve saçma sözlerden biriside Allahü tealâ insan şeklindedir, deyip Allahü teala’ya yalancı diyorlar.
Gáliyye’nin bir koluda tenasuha inanırlar. Adem (as) ruhu, Ruhullahdır. Allahu teala’nın ruhu ona geçmiştir, derler.

Galiyye’nin müfritleri ve tenâsüha inananlar, bu dünyaya gönderi ölümle dünyadan çıktıktan sonra, önce deveye geçer; sonra devenin yapısından aşağı olan bir bedene geçer. Böyle devrederek insanın pisliğinde bulunan kurda kadar gelir. Bu onun devrinin ve naklinin son durağıdır, derler.

Galiyye taşkınlarından bazısı, asilerin ruhları,  demire ve çamura ve balçıktan yapılan testi, çanak, çömlek ve bardak gibi  şeylere geçer. Asilerin ruhlarına, günah ve kusurlarına ceza olmak üzere, ateşte yanmak ve pişirilmek ve eritilmek gibi muamele edilir, derler.

Bazıları;  Allahü teala, insan şeklinde bir nurdur dediler. Cennet ve Cehennem yoktur derler.
Mensüriyye taifesi, kendilerinden bir Kimse, kendilerine muhalif düşünce ve itikadda bulunan kırk kimseyi öldürse, Cennete girer,derler.
Onlar insanların mallarını almayı, gasbetmeyi, yağmalamayı ve bunları yemeyi helal görürler. Cebrail as. peygamberliği bildirmede yanıldı, derler.

Onlar, Her zaman konuşan ve konuşmayan bir peygamber vardır. Muhammed sav konuşan peygamber, Ali (ra) konuşmayan peygamberdir, derler

Şiiler muta nikahını caiz görürler onlara göre Muta nikahının yasaklanması Peygamber değil Ömer zamanında olmuştur. Bu yüzden peygamberin koyduğu bir kuralı Ömer’in kaldırması dine aykırıdır derler.

Kaynak: Gunyetü’t talibin- Abdülkadir Geylani

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir