Sırr

Bismillahirrahmanirrahim

Sır Ne Demektir

Sır da ruh gibi, insana emanet edilmiş bir latife, bir duygudur. Ruh, muhabbetullahın yeri olduğu gibi, sır müşâhedetullahın, kalbde marifetullahın mahallidir. Allah’ın kelamında geçen sadece ruh, nefsin çeşitleri ve vasıfları kalp, Fuat ve akıldır. 

Sufiler arasında sır hakkında birtakım itilaflar söz konusudur. Kimisi ruhtan aşağı bir mertebede bulunduğuna işaret ederken, diğer Sufilerin anlayışına göre sır, ruhtan daha latif; ruh, kalpten daha şereflidir demişlerdir. En doğrusunu Allah bilir. 

İmam Söhreverdi Şöyle Diyor:

Sufilerin sır diye ismini verdikleri Latife ruh ve nefis gibi bir zatı ve vücudu olan kendi başına müstakil bir şey değildir. Ancak nefis temizlenip Safi olunca ruh nefsin zulmet bağından kurtularak kurbiyet vatanlarına doğru yükselmeye başlar. Bu arada kalp de bulunduğu yerden ve halden daha Ali makamlara göz diker ve Ruha doğru çekilir işte o durumda kalp ilk vasfı ziyade olarak yeni bir vasıf kazanır bu vasfı kendilerinde bulanlar onu kalpten daha safi bulduklarından hakikatini anlayamamışlar ve ona sır ismini vermişlerdir. Kalbin ruhun bulunduğu makama yükselmek istemesi sebebiyle kendisinde oluşan bu vasıf, o hali elde edenlere yeni ve garip geldiğinden kendisine “sır” ismini vermişlerdir.

Onların ruhtan daha Latif zannettikleri şey ise aslında bildikleri ve tanıdıkları ruhun yeni bir vasıf kazanmasıdır. Yine ruhtan önce “sır” diye isim verdikleri şey ise malum kalbin yeni ve daha güzel bir vasıf kazanmış halidir. (Avarifü’l Maarif)

Sır, senin vakıf olduğun şey, sırrın sırrı ise sadece Allah Teâla’nın bildiği şeydir. Bir sufi Sırrı şöyle tarif eder sır nefsin idrakinin hissetmediği hakkın gizleyip bizzat yönettiği şeydir. Bir grupta şöyle demiştir; Sır iki türlü olur. Hakka ait, halka aid. Hakka aid olan sır Hakkın vasıtasız yönettiğidir. Halka olan ait sır ise hakkın bir vasıta ile yönlendirdiğidir. Şöyle bir söz vardır; “Sır için sırdan bir sır vardır ki O ancak hak ile zahir olan haktır. Halk ile zahir olan sır olamaz. Hüseyin bin Mansur Hallaç Şöyle dediği anlatılır: “Biz bizim sırlarımız bakire şeylerdir, vehim gücü onun mührünü çözemez.”

kar sırrı perdesi gibidir. Güneş Hakikatini gördükçe Açılır.Sır hakkında şu şekilde bir şiir söylenmiştir;

Sırrı hisseden onu bütünüyle gizler,

sır da, gizleyen de bu gizlilikten mutludur.

sırrıyla ondan yine ona işaret edip,

mutlu olanla mağrur olan bir değildir.

Sır manada mevcut olan yokluk ile varlık arasındaki bir gizliliktir. Denilmiştir ki sır hakkın bildirmediği halkında bilemediği şeydir. Hakk yaratılmışların sırrına vasıtasız Muttali olur. Hakkın sınırına ise Haktan başkası Muttali olamaz. Sırrın Sırrı, sırrında hissedemediği şeydir. Şayet hissedilecek olsa ona sır denilmez. Yusuf b. Hüseyin der ki ricalin gönülleri Sırların kabirleridir yine aynı şahıs şunu da söylemiştir sırrıma düğmem bile muttali olsa onu söküp atarım. 

Şair söyle söyler; 

Ey canlıların resmine bile gizli kalacak şekilde incelen Sırrın sırrı,  

Ey her şey  için her şeyden tecelli eden hem Zahir hem Batın olan.

Esas sırdan kastedilen ise, kul ile Hakk Teâlâ arasında Saklı, gizli kalan hallere denir. Sufiler Allah ile aralarındaki irtibatı ve bu irtibattan kaynaklanan değişik duyuş ve sezişleri sır olarak adlandırmışlar ve onları hiç kimseyle paylaşmamışlardır. 

Sehl b. Abdullah “sırrun nefis”ten sorulduğunda şu cevabı vermiştir; nefis bir sırdır ki Allah’ın yaratıklarından firavundan başkasına zahir olmamıştır. Nitekim o “Ben sizin en yüce rabbinizim” Fatır:35 deyi vermişti. Nefsin yedi semavi yedide arzi perdesi vardır. Kul nefsini yavaş yavaş yere gömdükçe kalbi semalara doğru yükselir. Nefsini toprağın altına gömdükçe Kalbiyle arşa varır.

Muhiddin Arabiye Göre Sır:

Her şeyin bir Sırrı vardır onun üzerinde durduğun zaman onun genişletmiş olursun o seni genişliğe çıkarmaz ilim için bir sır vardır marifet için bir sır vardır Hikmet için bir sır vardır dünya için bir sır vardır Ve nihayet ahiret için bir sır vardır.

Bu itibarla Sen bir şeyin sırrını bilmediğin zaman O seni benden beni senden ayırmaz onun sırrını bilmediğin zaman seni benden ve seni senden ayrı verir.  fütuhat-ı mekkiye

One thought on “Sırr

  • 12 Haziran 2020 tarihinde, saat 20:01
    Permalink

    Eyvallah başım gözüm üstüne

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir