Sufilere Kızardım Şimdi Sufiyim

Sufilere Kızardım Şimdi Sufiyim

İlim ehlinden biri şöyle anlatmıştır:

“Yanımızda tüccar bir adam vardı. Bu kimse sûfilerden hoşlanmaz, onlar hakkında ileri geri konuşurdu. Birgün baktım ki; onlarla dost olmuş, onların sohbetlerine katılıyor. Üstelik bütün malını da onlara infak etmiş. Yanına gidip ona:

– Sen sufilerden hoşlanmaz, onlara kızardın öyle değil miydi? Diye sordum.

Durum senin sandığın gibi değil, dedi.

Ben:

Peki nasıl? Dedim.

o da bana anlatmaya başladı:

-Bir cuma günü cuma namazını kıldım ve camiden çıktım. Yolda Bişr el-Hâfi rahmetullahi aleyh’i gördüm. O da başka bir camiden çıkmış hızlı hızlı yürüyordu. Zühd ve takva sahibi olarak nitelenen şu adama bak, yerinde duramıyor. Adeta camiden kaçarcasına çıkıyor. Ona böyle davranmak hiç yakışmıyor, diye içimden geçirdim. İşimi gücümü bırakıp Bişr’in nereye gittiğini öğrenmek için onu takip ettim. Ekmekçiye gidip bir dirhem verip bir buğday ekmeği satın aldı. Zâhide bak! Buğday ekmeği alıyor, dedim. Sonra kebapçıya girip, ona da bir dirhem verdi ve kebap aldı. Kebap aldığını görünce iyice sinirlendim. Sonra oradan çıkıp tatlıcıya girdi ve ona da bir dirhem verip tatlı satın aldı. Kendi kendime onun bu aldıklarını oturup yiyeceği zaman onun için çok üzülüyorum, dedim. Derken şehir dışına, sahraya doğru yürümeye başladı.

Yürüdü yürüdü… Hiç durmadan yürüdü. Takibe devam ettim. Sonra bir köye girdi. İkindi vaktiydi. Camiye yöneldi. İçeri girdi. Caminin içinde yerde yatan bir hasta vardı. Başucuna gitti ve ona getirdiklerinden lokma lokma yedirmeye başladı.

Ben de o esnada koyu gezmek üzere dışarı çıktım. Yaklaşık bir saat sonra hastanın yanına gidip:

Bișr nerede? Diye sordum

Hasta bana:

-Bağdat’a gitti, dedi.

Ben:

Bağdat ile bizim bulunduğumuz bu köyün arası ne kadar mesafedir? Diye sordum.

Kırk fersah (250 km), dedi.

Ben mesafeyi öğrenince hayretler içinde kaldım. İnna lillâh ve inna ileyhi raciun diyerek kendime geldim. Bu mesafe benim kendi kendime kat ettiğim bir mesafe olamaz, dedim. Yanımda bir yerde kalacak kadar param ve geri dönmek için yürümeye de takatim yoktu. Hasta bu çaresiz hâlimi görünce bana:

O dönene kadar benim yanımda otur, dedi. Ben de onu dinledim ve bir dahaki cuma gününe kadar orada bekledim.

Bir hafta sonra Bișr el-Hâfî geldi. Yine yanında hastaya getirdiği yiyecekler vardı. Hastayı yedirdikten sonra hasta ona:

– Ey Bişr! Bu kişi Bağdat’tan seninle gelmiş. Geçen cuma gününden beri benimle birlikte burada kalıyor. Onu geri götür, dedi.

Bişr el-Hafi rahmetullahi aleyh kızarak bana baktı ve:

– Neden benimle birlikte geldin? Diye sordu.

Ben:

Hata ettim, dedim.

Bana:

Kalk ve yürü! Dedi.

Ben de onunla birlikte akşam vaktine kadar yürüdüm.

Bağdat’a yaklaştığımızda:

Hangi mahallede oturuyorsun? Diye sordu.

Falan mahallede, dedim.

– Simdi mahallene git ve bir daha da dönme! Dedi.

Ben başımdan geçen bu hadiseden sonra Allah’a tevbe ettim ve sufiler ile oturup kalkmaya, onların sohbetlerine Katılmaya başladım. Bundan böyle de hep bu hal üzere olacağım inşallah. Allah onların hepsinden razı olsun amin.

Kaynak İmam Yafii

 

 

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın