Sufilerin Cahil Oluşu ve Tasavvufun Kur’an Sünnette bulunmadığının Reddi

Sufilerin Cahil Oluşunun, Tasavvufun Kur’an ve Sünnette bulunmadığının Reddi

İmam (Ebû Nasr) der ki: Allah Teâlâ hazretlerinin Kur’an-ı Kerim’de şu vasıflardan bahsettiği husûsunda ulemâ arasında bir ihtilâf söz konusu değildir: Sâdıklar/doğrular, kânitlar/duâ edenler, hâşi’ler/huşû ehli, mûkînler/ yakîne erenler, muhlisler, muhsinler, hâifler/Allah’tan korkanlar, râciler/ Allah’tan ümid üzre olanlar, vâciller/ürperip titreyenler, âbidler/ibâdet edenler, sâihler/seyyâhlar, sâbirler, râzîler, mütevekkiller, muhbitler/alçakgönüllüler, veliler, muttakîler, mustafâlar/seçkinler, müctebâlar/seçilmişler, ebrâr/ iyiler ve mukarrebler.

Allah Teâlâ müşâhede ehli hakkında şöyle buyurur: “Şüphesiz bunda aklı olan, ya da müşahede makamında bulunarak kulak veren kimseler için öğüt vardır” Kaf, 50/37 İtminan ehli hakkında: “Dikkat edin kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur” er-Ra’d, 13/28. buyurulur. Allah Teâlâ bunlardan başka Kur’an-ı Kerim’de sâbıklardan, muktesıdlardan ve hayır konusunda yarışanlardan bahsetmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.) buyurur ki:

“Ümmetim içinde ilham ve keşfe mazhar (mükellem-muhaddes) bâzı insanlar vardır. Ömer de bunlardan biridir.”Buhârî, Ashâbu’n-Nebî, 6 Müslim, Fedailüs-sahabe,23

Yine Hz. Peygamber buyurur: “Nice saçları dağınık, yüzü gözü tozlu, kılık kıyafeti eski kişiler vardır ki, Allah adına yemin etseler, Allah onların yeminlerini kabul eder. Berâ b. Mâlik onlardandır.” Bkz. Tirmizî, Menâkıb, 54 hadis no; 3854

Efendimiz (sa). Vabisa ya hitaben: “Kalbine danış” (Ahmed b. Hanbel. IV. 228) buyurmuş ve fakat bir başkası için bunu söylememiştir.

Yine Hz. Peygamber buyurur: “Ümmetimden bir zât vardır ki onun şefaati sayesinde Rebiâ ve Mudar kabilesi kadar insan cennete girecektir. (İbn Asakir, Türiku Dimaşk, X 438. Ayrıca benzer bir hadis için bk. Tirmizi. Sıfatu l-Kıyâme, 12) Bu zatın Üveys el-Kareni olduğu söylenir.

Hadiste buyrulmuştur: “Ümmetimden Kur’an okuduğunda haşyet duyan kimseler görürsün. Talk b. Habib bunlardan biridir.” (Krş Darimi, Fedailü’l-Kuran, 34, hadis no: 3492.)

Bir başka hadis şöyledir:

“Ümmetimden yetmiş bin kişi hesap görmede cennete gireceklerdir.” Ashâb sordu: “Onlar kimlerdir ya Rasûlüllah? Cevaben buyurdular. “Afsun ve dağlama gibi işlerle meşgul olmadan Rablerine dayanıp güvenenlerdir.(Buhari, Rikak, 21; Müslim, İman 367 371)Bu konuda rivayetler pek çoktur.

Şüphesiz yukarıdaki ayet ve hadislerde vasıfları anlatılan kimselerin her türlüsü Muhammed (sa.) ümmeti içinde vardır. Şayet bunlar ümmet içinde bulunmamış olsalar ve her vakit bulunmaları imkânsız olsa, Allah Teala kitabında bunların adını anmazdı. Rasulullah da bunların vasıflarından bahsetmezdi.

Biz “iman” adını görünce onun bütün müminlere şamil olduğunu biliriz Yukarıda geçen sıfatlarla muttasıf olan kimselerin ise iman kavramının şümulüne giren müminlerin genelinden farklı bulunduklarını anlarız.

İmamlardan hiçbiri, peygamberlerin bu sayılan sıfatlara sâhip kimselerden daha üstün oldukları ve Hakk Teâlâ’ya daha yakın bulundukları konusunda ihtilaf etmez. Çünkü peygamberler hakkında da yeme içme ve uyku gibi konularda diğer insanlar hakkında cari olan özellikler ve beşerî sıfatlar câridir.

Ancak peygamberler ile Allah’a yakınlık sırrına ermiş söz konusu kimseleri Allah Teala iman ve yakinlerinin ziyadeliği sebebiyle muhatap seçmiştir. Şu kadar var ki, peygamberler vahy-i ilâhi ve mucize gibi birtakım farklı özellikleriyle değerlerinden ayrılırlar. Bu konuda hiçbir kimsenin onlara yaklaşabilmesi mümkün değildir. En doğrusunu Allah bilir.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın