Sufilerin Peygamber Anlayışı

Bismillahirrahmanirrahim

Sufilerin Hz. Peygamber’e Uymaları

Sufilerin Peygamber Anlayışı

Allah Teâlâ, Peygamber (a.s.)’e hitaben: “De ki: Ey insanlar, ben sizin hepinize gönderilmiş bir peygamberim.”el-A’raf:158 buyurur. Bu ayetten biz, Onun bütün insanlığa gönderildiğini öğreniyoruz. Yine Allah Teâlâ: “Şüphesiz sen doğru yola götürüyorsun. Göklerde ve yerlerde bulunan her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna.”eş-Şura:52-53  ayetiyle Peygamberimiz’in doğru yola sevk ettiğine şahitlik etmektedir. Bir başka ayette Onun konuşurken hevâ ve hevesle söz söylemediğini belirterek: “O, konuştuğunda boş konuşmaz.” en-Necm:3 buyurmaktadır.

Allah Teâlâ bir başka ayette Peygamber’ini şöyle vasfediyor: “O Allah ki ümmilere kendi içlerinden bir peygamber göndermiştir. O peygamber, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları tezkiye eder, onlara kitabı ve hikmeti öğretir.” el-Cuma:2 Ayetten anlaşıldığına göre o peygamber bize ayetleri okuyor, Kitâb’ı yani Kuran’ı öğretiyor. Hikmet, isabettir; yani Hz. Peygamber’in sünneti, âdâbı, ahlakı, halleri ve öğrettiği gerçeklerdir.

Cenâb-ı Peygamber (s.a.), kendisine Rabb Teâlâ katından indirilen ve tebliğ edilmesi istenen şeyleri tebliğ etmiştir. Nitekim Allah Teâlâ: “Ey şanlı peygamber, Rabbinin katından sana indirilen şeyleri tebliğ et!”el-Maide:67 buyurmaktadır.

Allah Teâlâ, topyekun insanlığa, kendisine itaat etmelerini emrettiği gibi, Peygamberine itaat etmelerini de emretmiştir: “Allah’a ve Rasûlüne itaat edin!”en-Nur: 54, “Rasûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”en-Nisa:80

 Allah Teâlâ, ayrıca Hz. Peygamber’in getirdiğini kabul etmeyi de emretmiş bulunmaktadır: “Peygamber size neyi verirse alınız!”el-Haşr:7 ayeti buna delildir. Hz. Peygamberin yasakladığından kaçınmak gerekir bu Rahmanın buyruğudur: “O sizi neden men ederse ondan uzaklaşınız!” el-Haşr:7 Allah Teâlâ, Hz. Peygamber’in kendisine tâbî olanlara doğruyolu gösterdiğini de belirtmektedir: “O’na tâbi’ olun ki, hidayete erişesiniz.” el-A’raf: 158

Allah Teâlâ, O’na itâati kabul edene hidayet vaad etmiştir: “Ona itaat ederseniz, hidâyete ulaşırsınız.”en-Nur: 54 Hz. Peygamber’in emrine karşı çıkanları ise, fitne ve acıklı azapla tehdit etmiştir: “O (Peygamberin) emrine karşı çıkanlar, başlarına bir fitne ve acıklı bir azabın gelmesini beklesinler!” en-Nur: 63 Allah Teâlâ, kendi sevgisinin müslümanlara aid olduğunu; müminlerin Allah sevgisine mazhar olmasının ise, Hz. Peygamber’e tabi’ olmakta bulunduğunu şu âyet-i kerîme ile açıkça belirtmektedir: “Deki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin!”Ali İmran: 31

Allah Teâlâ mü’minleri, Peygamber(s.a.)’in yüce ahlâkına uymağa çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın Rasûlünde sizin için güzel bir örnek vardır.” el-Ahzab:21

Rasûlullah (s.a.)’den bize ulaşan pek çok haber ve rivayet vardır. Rasûlullah (s.a.)’den bize kadar güvenilir râvîler aracılığıyla gelen bu haberlere yapışmak, bunlara sarılıp amel etmek, bütün müslümanların boynunun borcudur. Çünkü Allah Teâlâ: “Namaz kılın, oruç tutun ve Peygambere itaat edin!”en-Nur: 56  buyurduğu gibi; “Şüphesiz sen doğru yoldasın (sırât-ı müstakim).”ez-Zuhruf:43 buyurmaktadır.

Bu ayetlere göre Onu örnek almak, O’na tâbi’ olmak, Onun emrine itaat etmek, Onu görsün görmesin, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın görevidir. Haklarında kalem çekilmiş olan üç grub bunların dışındadır.

Kuran’a uyan, fakat Allah Rasulu’nun sünnetine tabi olmayan kimse, Peygamber’e tâbi olmamakla, Kuran’a da karşı çıkmış sayılır. Mutabaat ve iktida, yani yolunu izleyip O’na uymak, Allah Rasulu’nun “güzel örnek” oluşunun gereğidir. O’nun ahlaki, fiilleri, halleri, emirleri, yasakları, tavsiyeleri, teşvik ve tehditleri konusunda bize ulaşan rivayetlere, aksine bir delil bulunmadıkça, uymak gerekir. Dörtten fazla hanımla evlenmeyi sırf Hz, Peygamber’e helal kılan âyet böyledir: “Sırf sana mahsus olmak üzere.” el-Ahzab: 50 ayeti onu genel hükmün dışında tutmaktadır.

Yine Peygamberimiz kendisi gibi “savm- visal” tutmaya kalkışan sahabilere: “Ben içinizden herhangi biriniz gibi değilim.”Buhârî, Savm, 20, 48; Müslim, Siyam, 35  buyurmuştur. Kurban (udhiyye) hadisinde Ebd Bürde’ye: “Kurban kes, başkasına dağıtma!”Ahmed, Müsned, IV, 298, 303 ifadesinde ve benzerlerinde olduğu gibi, kitab ve sünnetten aksine bir delil bulunan konular, bu hükmün dışındadır.

Allah Rasûlü (s.a.)’nün ahkam, dini hadler, ibadetler (farz, sünnet, emir, nehiy, müstehab, ruhsat ve tevsi’) gibi konulara ait sözleri, usulu’d-din mevzuları arasında yer alır ve bunların hükümleri, ulema ile fukaha tarafından düzenlenir. Çünkü fukaha, Allah’ın hududunu korumaya çalışan, Allah Rasûlü’nün sünnetlerine sarılan, Allah’ın dinine yardım eden ve insanları dinleri üzere korumaya gayret gösteren kimselerdir. Halka helal ve haramı, hak ve batılı öğreten onlardır. Onlar, Allah Teâlâ’nın halk arasında hüccetleri, dine davetçileridir. Ve onlar, avamın içindeki havastır.

Bu havâssın içinde biraz daha özel bir grup vardır ki onlar, dini esasları sağlamlaştırdıktan, ilahi hududu koruduktan ve bu konularda hiçbir sünnet bırakmadan hepsini yerine getirdikten sonra, Allah Rasulu (s.a.)’nün taat, ibadet, âdâb ve güzel ahlak ile ilgili hoş hallerini araştırarak, nefislerini Allah Rasûlü’ne tam uydurmaya ve Onu örnek almaya çalışırlar. Allah Rasulü (s.a.)’nün âdâb, ahlak, fiil ve davranışlarına sımsıkı bağlanırlar. Onun yücelttiğini yüceltir, Onun küçük ve az gördüğünü küçümser ve azımsarlar.

Onun çok gördüğünü de çok görürler. Onun beğendiğini beğenir, beğenmediğini terk ederler. Onun sabrettiğine sabrederler. Onun düşmanlık beslediğine düşmanlık, dostluk beslediğine de dostluk beslerler. Onun değerli saydığına değer verir, teşvik ettiğine yönelirler. Onun sakındırdığı şeylerden kaçınırlar. Çünkü Aişe (r.a.)’den Allah Rasulü (s.a.)’nün ahlakı sorulduğunda o: “Onun ahlakı Kuran’dı” Müslim, Müsafirin, 139  demişti. O, bu sözüyle Hz. Peygamberin Kurana bağlılık ve uyumunu kast ediyordu şüphesiz. Nitekim peygamberimiz (sa) de: “Ben ancak yüce ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmaktadır. Malik, Muvatta, Hüsnül- hulk, 8 Ahmed Müsned II.381

Kaynak: İslam Tasavvufu, Prof. Dr. H. Kamil YILMAZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir