Şükür

Şeyh Abdülkadir Geylani şükrü üç ana başlık altında ihvana anlatmaktadır:

1-Şükrün hakikati:

Bu konuda şu şekilde söylemektedir:” Tahkik ehli nezdinde şükür; nimet verenin nimetini tam bir itaatle itiraftır. “El-Gunye, Geylani, 2/193

Şükrün Kısımları:

Şeyh Geylani, şükrü üç kısma ayırmakta, şöyle demektedir: “Şükür üç kısma ayrılır. Biri; Dil ile şükürdür ki bu, itaat faktörüdür. İkincisi; beden ve azalarla şükürdür ki bu, vefa ve hizmetle donanmaktır. Üçüncüsü de; Kalp ile şükürdür ki bu da, haramlara karşı uyanık ve dikkatli olmaktır.” El-Gunye, Geylani, 2/194

Şeyh başka bir yerde şükrü şöyle vasfediyor:

“Şükrün keyfiyetine gelince; bu, nimetin Allah tarafından verildiğini ifade etmekle olur. Nimetin Allah’tan başkasına izafe edilmemesiyle olur. Kişi nimeti ne kendi nefsinden, ne çalışmasından, ne kendi gücü ve kuvvetinden ne de başkalarının yardımından bilmemeli. Bütün bunları sebepler ve aletler olarak görmeli. Bunları yoktan var edenin, taksim edip dağıtanın Allah olduğunu bilmeli. Zira takdir eden de taksim eden de Allah olduğu için şükre layık olan da O’dur.

Kalp ile şükre gelince:

Zahiri ve Batıni yönden sana verilen nimetlerin, menfaatlerin ve lezzetlerin tamamını başkasından değil, Allah’tan olduğuna kesin bir imanla iman etmelisin. Dil ile şükür kalpte olanın ifadesidir.

Azalarla şükre gelince:

Onları ancak ve ancak Allah’a itaatte kullanman, Allah’a isyan hususunda kimseye itaat etmemendir. Bu, nefsin isteklerini de, kuruntularını da, başkalarına itaati de kapsamaktadır. Kısaca; Allah’a itaati, asıl ve tabi olunan kılarsın, ondan başkasını da fer’î ve tabi olan kılarsın. “Fütuhu’-Gayb, 134

Şeyh Abdülkadir Geylani şükredenleri de üç kısma ayırmaktadır:

Birinci kısım; ‘Alemler’ olarak nitelendirdiği kişilerdir ki, bunlar kullar arasındaki en büyük guruptur. Şükürleri sözlerinde görülür.
İkinci kısım; ‘Abidler’ olarak nitelendirdiği kişilerdir ki bunlar inanan ve farz ibadetleri yerine getiren kişilerdir, Bunların şükrü amelleriyle olur.
Üçüncü Kısım; ‘Arifler’ ve ‘Mukarrebin’ olarak nitelendirdiği kişilerdir ki bunların şükrü daim istikamet üzere olmaktır. Bunlar içinde bulundukları kulluk, taat ve zikir gibi güzel halleri Allah’tan bilirler ve bu hallerin O’nun tevfikıyle vukua geldiğine inanırlar. El-Gunye, Geylani, 2/194

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir