Taha suresi 67-69. ayetlerinin Tefsiri ve Sırları

Taha suresi 67-69. ayetlerinin Tefsiri ve Sırları

فَاَوْجَسَ ف۪ي نَفْسِه۪ خ۪يفَةً مُوسٰى

قُلْنَا لَا تَخَفْ اِنَّكَ اَنْتَ الْاَعْلٰى

وَاَلْقِ مَا ف۪ي يَم۪ينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُواۜ اِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ اَتٰى

Taha suresi 67-69. ayetlerinin  Türkçe Okunuşu

Kulnâ lâ teḣaf inneke ente-l-a’lâ

Feevcese fî nefsihi ḣîfeten mûsâ

Veelki mâ fî yemînike telkaf mâ sane’û(s) innemâ sane’û keydu sâhir(in)(s) velâ yuflihu-ssâhiru hayśu etâ

Taha suresi 67-69. ayetlerinin Meali

Musa, birden içinde bir korku duydu.

«Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.»

«Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.»  

Taha suresi 67-69. ayetlerinin Tefsiri

Tefsir (Kur’an Yolu)

Bedir Savaşı’nda yetmiş kadar düşman savaşçısı esir alınmıştı. Bunlar İslâm’ın düşmanı ve onun mensuplarını yok etmeyi amaç edinmiş kimselerdi. Savaşta öldürülmeleri halinde yapabilecekleri kötülükler engellenmiş, İslâm düşmanlarının sayısı azaltılmış olacaktı. Buna rağmen müslüman savaşçılar onları öldürmeyip esir aldılar. İbn Hişâm’ın verdiği bilgiye göre (Sîre, II, 281) Peygamberimiz, amcası Abbas, Ebü’l-Buhtürî gibi bazı isimleri sayarak bunların istemeden Bedir’e geldiklerini bildirmiş ve öldürülmemelerini istemişti.

Bazı sahabilerin düşmanı öldürmek yerine esir almalarında bu isteğin de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Harp bitip ganimet ve esirlerin ne yapılacağı konusunun görüşülmesi başlayınca esirler hakkında iki görüş ortaya çıktı. Meselenin bundan sonrasını Müslim’in naklettiği bir hadisten takip edelim.

Hz. Ömer anlatıyor:

“Hz. Peygamber, Ebû Bekir’e ve bana, ‘Bu esirler hakkında düşünceniz nedir?’ diye sordu. Ebû Bekir, ‘Bunlar amca ve akraba çocuklarıdır, onlardan fidye almanı uygun görüyorum. Böylece fidye kâfirlere karşı bize güç olur, belki Allah’ın hidayetiyle ileride müslüman da olurlar’ dedi… Ben de, ‘Doğrusu ben Ebû Bekir gibi düşünmüyorum. Bana göre, kellelerini uçurmamız için bize izin vermelisin; Ali, Ak^l’in, ben de filan yakınımın kafasını keselim, çünkü bunlar kâfirlerin öncüleri ve ileri gelenleridir’ dedim. Resûlullah, benim değil de Ebû Bekir’in görüşünü tercih etti. Ertesi gün yanlarına geldiğimde ikisini de oturmuş ağlar halde buldum ve ‘İkiniz niçin ağlıyorsunuz?’ diye sorduğumda Resûlullah, ‘Arkadaşlarının, fidye alarak başıma getirdikleri yüzünden!’ dedi ve (yakındaki bir ağacı göstererek) ‘Cezayı kendilerine şu ağaç kadar yaklaşmış gördüm’ buyurdu” (Müslim, “Cihâd”, 58).

Esir alınmadan bütün düşmanların öldürülmesi hükmü şüphe yok ki tarihî şartlara bağlı bir zaruretten, İslâm’ı koruma amacından kaynaklanıyordu, yoksa Allah’ın devamlı hükmü bu değildi. Savaşta gerekirse esir de alınacaktı, sonra bunlara adalete uygun şekilde işlem yapılacaktı (Muhammed 47/4). Allah’ın devamlı ve yazılı hükmü, metne göre “kitab”ı bu idi. Nitekim 69. âyet bu genel hükmü ifade ediyor, aldıkları ganimeti gönül rahatlığı ile yiyebileceklerini bildiriyordu.

Müslümanları uyarmasının, hatta kınamasının sebebi, bu savaşa mahsus olmak üzere gerekeni yapmamaları ve belki içlerinden bazılarının geçici dünya varlığını isteyerek, yani akrabalık bağının verdiği duyguların etkisinde kalarak veya esir edinmenin sağlayacağı nüfuz ve hâkimiyet arzusuna kapılarak dinlerini ve canlarını tehlikeye atmalarıydı. Bu hatalarına rağmen ceza görmemeleri hem genel geçer hükmün böyle olacağından ileri geliyordu hem de Allah’ın âdetine göre “kanunsuz, uyarısız suç ve ceza yoktu.” Ayrıca Bedir Savaşı’na katılanların bütün günahlarını bağışlayacağını da vaad etmişti. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 708-709


Geylani Tefsiri

Bu yüzden Musa içinde bir korku :فأوجس في نفسه خيفة موسی hissetti. (67) Yani onların kendisine üstün geleceğinin korkusunu içinde gizledi. Sonra Musa’nın korkusunu bildiğimizden, Yüreğini rahatlatmak ve korkusunu gidermek amacıyla ona dedik ki: Ey bizim tarafımızdan doğru yola yönlendirilen Musa! Onların gerçek olmayan gösterilerinden korkma muhakkak sen üstünsün. (68) Yani attıktan sonra galip gelecek kişi sensin.

Ve sana vahiyle bunu bildirmemizle kalbin itminana erip huzura kavuştuktan sonra: Korkmadan ve tereddüt etmeden tam cesaretle ve üstün gelecek bir kudretle sağ elindekini yani asanı atıver: yutsun: sana karşı koymak için onların yaptıklarını bir lokmada yesin: Çünkü: onların yaptıkları şekil ve suretlerin itibar edilecek bir yanı yoktur. Bilakis onlar ancak o:bir büyücü tuzağı ve bir düzenbaz hilesidir: Başarıya ulaşamaz ve galip gelemez. Büyücü ise sihir ve hileleriyle her nerede olursa olsun. (69) Hangi yere gelmiş olursa olsun, ister yardımcılarının yanında, isterse başka bir yerde olsun başarıya ulaşamaz.

Bunun üzerine Musa Rabbinin emrine uyarak asasını yere attı Asa büyük bir yılana dönüştü ve ardından sihirbazların tüm yuttu.


Taha suresi 67-69. ayetlerin Sırrı

– Büyü ve Sihirlerin etkisiz hale getirilmesi için okunur.
– Korkunun giderilmesi yerine sakinlik getirmek için de okunur.

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın