Tarikatların Meydana Çıkışı

Bismillahirrahmanirrahim

Tarikatların Doğuşu:

Başlangıçta ferdi-dini bir hareket şeklinde gelişen tasavvuf, ikinci, üçüncü asırda diğer ekoller gibi şekillenmeye, veliler yetiştiren, müridlerin siretlerine, huylarına ve ibadetlerine dair özel nizamlar koyan bir okul haline geldi. Mürid, bu yolun kurallarını üstadından alır ve ona tam bir teslimiyetle bağlanırdı. Mürşidsiz yola gidilmeyeceği kanaati yaygın bir hal aldı. Hatta Ebu Yezid el-Bestâmi “Ustâzı olmayanın mürşidi şeytandır” demiştir.

Tasavvuf, başlangıçta ferdi bir hareketti bu yolda zühdiyle tanınmış kimselerin etrafına toplanan insanlar, o kişinin sohbetinden istifade ederlerdi. Yani tasavvuf, bir sohbet şeklinde yürüyordu. Nitekim ilk kaynaklarda mürid yerine sahib tabiri kullanılır.

Üçüncü ve dördüncü hicri asırlarda tarikatlar kurulmaya başlamıştır. Fıkhi ekoller gibi bu ilmi ehlinden almak için tasavvufta da sahtekarlığın önüne geçmek için icazet usulu konulmuş şeyhin elinden hırka giymek adet haline gelmiştir. Çeşitli tasavvuf imamlarının getirdikleri bazı metod ve evrad değişiklikleriyle şekillenmiş, böylece pek çok tarikat ortaya çıkmıştır.

Tarikat Ne Demektir

Sözlükte “gidilecek yol, izlenecek usul, hal ve gidiş” anlamındaki tarikat (çoğulu tarâik) terim olarak “Allah’a ulaşmak isteyenlere mahsus adet, hal ve davranış” demektir. Metotları farklı olsa da tüm yollar bir tarikatta birleşir. O Tarik (yol) Tarikatı Muhammedi’yedir (sav.) Farklılık sadece şeyhlerin mizacından kaynaklanmaktadır.

Tarikatler, aslında tek kaynaktan çıkmakla beraber sonradan Abdulkadir Geylani”ye nisbetle Kadiriyye, Ahmed Rifa’i’ye nisbetle Rifaiyye, Necmu’d-din Kübra’ya nisbetle Kübreviyye, Şihâbu’d-din Söhreverdiye nisbetle Söhreverdiyye, Ebu Medyen Şu’ayb ibn Hasan et-Tilimsani’ye nisbetle Medyeniyye, Muhyi’d-din ibn Arabi’ye nisbetle Ekberiyye, Ebül Hasan All ibn Abdillah ey-Sazilve nisbetle Saliliyye: Ahmed Bedevi’ye ni betle Bedeviyye, Mevläna Celáluddin-i Rûmi’ye nisbetle Mevleviyye, Ibrahim Dusiki’ye nisbetle Dusukiyye, Haci Bektas el-Horasani’ye nisbetle Bektaşiye Muhammed Behâu’d-din Şah Naksibendi’ye nisbetle Nakşibendiyye. Ömer Ekmeluddin el-Halveti’ye nisbetle Halvetiyye, Hacı Bayram-i Veli’ye nisbetle Bayrâmiyye vb. Her çağda tasavvufta etkili olan zatın adına tarikat nispet edilmiştir!.

Aslında tarikatların hepsi iki metoda dayanır:

Biri açıkça zikri yeğleyen ve sonradan Abdülkadir Geylaniye bağlanan Kadiri tarikatı; diğeri de gizli zikri yeğleyen ve sonradan Muhammed Bahâuddin Nakşibendinin adına bağlanan Nakşibendi tarikatıdır. Öteki tarikatlerin hepsi bu iki metoddan birine bağlıdır. Ancak çeşitli zamanlarda bu tarikat içinde yetişip şeyhlik makamına geçen, çevresinde etkili olan, tarikate az çok bir yenilik ve değişiklik getiren kimselerin adına tarikat nispet edilmiştir. Ama gerçekte çeşitli adlarla anılan tarikatlar, iki metoddan birine yani ya açık veya gizli zikir metoduna bağlıdır.

Mevlana, büyüklerin her ne kadar usulleri farklı olsa da hepsinin bir olduğuna dikkat çeker ve “ Hak bir, yol bir olunca söz nasıl iki olur?” der ona göre suret çeşitli olsa da mana birdir. (Fih-i Mafih 44-45 Mevlana)

Atiye-i Suphaniye’yi tercüme eden ve şerh eden Cebbar zade Mehmet Arif İbn-i Şakir de şöyle der:

“Salik için nefsi mutmainneye varınca bütün tarikatların birleşeceği aslına vakıf olmaktan başka yapacak bir şey olmadığını bilmek gerekir. Bunun gibi, hangi tarikten olursa olsun mükemmel bir mürşidi bulunanlar marifet-i Hakk ve zatın tecellisine, zevkine erer oldular. Bu sırra eremeyenler ise mensup oldukları tarikatı diğerlerinden üstün görmek gafletine düşerek hataların en büyüğünü işlediler. (Atiyye-i Süphaniye)

Onun için hiçbir tarikat diğerini küçük görmez. Yollar haktır “Hak yalnız benim yolumdur!” diyerek hakkı kendisine ipoteklemez. Gaye Allah’a ulaşmaktır. Yol tarikatı Muhammediye yoludur.

Kaynak: İslam tasavvufu ve diğer tasavvufi Eserlerden istifade edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir