Tarikat Virdini Yapmaya Özen Göstermek

Mensubu olduğumuz sultan-ül evliya Şeyh Abdulkadir Geylani (Ks)’nun Kadiriyye yoludur. Hz. Peygamber (sav)’in izindeyiz. Bizim başka bir kuruluş, Dernek, Parti gibi oluşumlara ihtiyacımız yoktur. Yol Muhammedi bir yoldur. Zamanımız da bazı görgüsüz cahiller, tarikatlara karşı cephe almış. Günümüz ortamı ne yazık ki böyle hastalıklı kalplere sahip kişilerle doludur. Sadece bunlarla kalmayıp sahte şeyhler ve yola çöreklenmiş haramiler de çokça bulunmaktadır. Bu gibiler Salik’in feyzinin ve kalp ikliminin bozulmasına sebep olmaktadırlar.

Hedefimiz ne partizanlık yapmak nede bir yolun övücülüğünü yapmaktır. Yine bir ismi ön plana çıkartarak diğer kişileri yok saymak küçümsemek asla değildir. Hele politika ile uğraşmak hedefimiz hiç değildir. Bu konuda bizler yapılması gereken vatandaşlık görevini yerine getiririz ve İslam’a en yakın ve İslam için çalışana destek oluruz. İslam dinine hizmet edene bizde destek veririz. Seyri sülük yoluna girmiş olan kişinin işi dervişliktir, politika değildir.

Derviş olmak için ders alan kardeşlerimiz hevesleri geçince ve dünyevi meselelere dalınca derslerini çekmeyi aksatmaktadırlar. Üstüne üstlük tarikatlara karşı yapılan mesnetsiz saldırılar ve sahte şeyhlerinde yapmış olduğu rezillikler sonucunda derslerinden soğuyanlar olmaktadır. Unutulmaması gereken şey ölüme hazırlıktır ve imanımızın zikirle, amelle devamlı diri tutulmasıdır. Kişi sevdiğini aramadan duramaz. Kişinin Sevdiğini anması gönlüne huzur  bazen da hüzün olur. Sevgiliye duyulan aşk unutulmaz pörsümez. Allah zikri sevgiliye olan aşkınızı diri tutar.

Camiler Sadece vakit namazlar için toplanılan yerler değildir. Burada musalla taşı vardır. Belki her gün önünden geçersiniz o bazen bir vesileyle bu dünyadan geçen bir kardeşimiz için önünde toplanmaya vesile olur. Bu son bineklerden bir tanesidir. Buradan mahşere uzanan bir yolculuk başlar. Kabir ve Berzah hayatı ve sonrası biz bunlara hazırlanmak için Allah’a tevekkül ederek onun rahmetine sığınıp, adını anmak ve yüceltmek için mücahede yapmalıyız. Zamanı boşa geçirmeden değerini bilerek çalışmalıyız.

Kardeşler Dünya fanidir. Hz. Adem (aleyhisselam)’dan bu yana her gelen çalıştı, koşturdu kimi bir bina dikti kimi bir eser ortaya koydu. Bu dünyadan göçerken hiçbir şeyini yanına alamadan bu dünyadan bir bez parçasıyla gidiverdi. Bize de sıra gelmekte her nefes bizi kaçınılmaz olan o sona yaklaştırmakta, vefası olmayan bu dünyaya aldanmamalı ahiret evinin imarı için çalışmak gerekir. Kalplerimizi pak edip aydınlatacak, nefsin hilesine ve şeytanın tuzağına engel olacak kelime-i tevhidi devamı dilimizde yaş tutmalıyız. İsmi Celali ve salavatı Şerife’yi Kur’an-ı Kerim’i devamlı şekilde okuyup anlayıp hayatımıza geçirmeli ve istiğfarı da dilimizden düşürmemeliyiz.

Tarikat derslerimizi bize tarif edildiği şekilde özen göstererek çekmeye gayret sarf edelim. Size verilen virdler ve dersler sizi yükseltmeye başlar. Bıraktığınız anda yüksekten düşer ve parçalanırsınız. Zikir seni değerli eyler. Ne zaman anarsan Allah’ı, O’da seni daha iyi bir yerde anar. Zikir meclislerinde bulunmalısın. Çünkü; oralar Cennet bahçeleridir meleklerin ve ruhaniyetin uğrak yerleridir. Derviş dergah’ta zikir halkasında, halvet ve şeyhinin gözünün önünde, himmeti, nefesi ve nazarı ile yetişir.

Önümüzdeki tehlikeleri görmek veya sezmek gerekir. Bunun için gören göz ve diri bir kalbe ihtiyaç vardır. Ah vah edip pişmanlıklara sarılmamak için derslerimizi ve kelime-i tevhidi bırakmamalıyız. Tevhid bizde bir Meleke haline gelmelidir.

Her insanın iki yüzü vardır. Biri cismani diğeri Ruhani, Gel kardeşim ikisini de pak ve nur et kara eyleme. Kabre indirilmeden önce kendini bir köşeye çek istiğfar eyle. Muhasebe yap ve gözlerinin açılması için dua eyle. Zevkusefa insanı kör eder. Zikir ve Kur’an seni gözü görenlerden ve kulağı işitenlerden eyler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir