Teğâbun Sûresi

Teğâbun Sûresi

Kur’an’daki sıralamaya göre 64. suredir. Mufassal kısmı beşinci sureler grubunun ilk suresidir. 18 ayettir Medine’de inmiştir. 

Teğâbun Sûresi Konusu

Teğâbün sûresi Medine’de inen ve fıkhî hükümler yönüne ağırlık ve­ren surelerdendir. Fakat bu surenin havası Mekke’de inen ve İslami inanç esaslarını ele alan surelerin havasına benzer. Bu mübarek sûre Allah’ın azamet ve yüceliği ile kudretinin eserlerin­den bahseder. Sonra Rabbini tanıyan insan ile Allah’ın nimetlerini tanıma­yan kâfir insan konusunu işler. Peygamberleri yalanlayan geçmiş milletleri ve kâfirlikleri, inatları ve sapıklıkları neticesinde başlarına gelen azap ve helaki misal getirir.

Sûre, müşrikler ister inansın İster inkâr etsin, öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna ve mutlaka meydana geleceğine yemin eder. Allah ve Rasulüne itaati emredip Allah’ın davetinden yüz çevirmekten sakındırır. Aynı zamanda bazı eşlerin ve çocukların düşmanlığından sakındırır. Çünkü bunlar çok kez, insanı cihâddan ve hicretten alıkoyar. Bu mübarek sûre, Allah’ın dinini yüceltmek için Onun yolunda harca­mayı emrederek sona erer. Cimrilik ve hırstan sakındırır. Çünkü Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla O’nun yolunda harcamak mü’minin sıfatındandır. Bu, Allah yolunda cihâdın yarısıdır. 

Teğâbun Sûresi Nüzul Sebebi

14-Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Ama siz affeder, suçlarını örter ve bağışlanırsanız, bilin ki Allah da çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

ibn Abbas (r. a. )’dan rivayet olunmuştur. O der ki: “Bu ayeti kerime, Mekke halkından müslüman olmuş bazı kimseler hakkında nazil olmuştur ki. bunlar Hz. Peygamber ( s. a. v. )’in yanına gitmek istemişlerdi.

Ancak, eşleri ve çocukları kendilerini terk etmelerine razı olmamışlardı Bir müddet sonra Medine ‘ye gidip Hz. Peygamber (s. a. v. )’in huzuruna vardıklarında, oradaki Müslümanların dini konularda bilgili kimseler olduklarını görünce, kendilerini bundan geri bıraktırdıkları için eşlerini ve çocuklarını cezalandırmak istediler. Bunun üzerine Allah Lafzi Celilini inzal buyurdu. Tirmizi, sünen K. et- Tefsir, B. 64

Ata b. Yesar’ dan rivayet olunmuştur. O der ki ayeti kerimesinden, sürenin sonuna kadar olan ayetler hariç Tegabun suresinin tamam Mekke’de nazil olmuştur. Ayeti kerimesi Avf b. Malik el-Eşca’i hakkında nazil olmuştur. Bu çoluk çocuk sahibi idi. Gazveye çıkmak istediği zaman, eşi ve çocukları, onu yumuşatıp geri çevirmek için;

Biz kimlere bırakacaksın? diyerek etrafında anlaşıyorlardı. O da onları bu ağlayıp sızlanmalarına dayanamayarak yanlarında kalıp gazve’ye gitmezdi. Bu ayetten itibaren surenin sonuna kadar olan ayetler Medine’de nazil olmuştur. İbn Cerir

Teğâbun Sûresi Hakkında Abdulkadir Geylani

Ey fenafillah makamına ulaşan muvahhid kişi, bütün ef’alini ve senden sadır, olan her şeyi sana veren rabbindir, sana düşen; Mutlak surette sana rabbinden emredilenleri ve nehyedilenleri yerine  getirmendir, o emriler ve nehyler ilahi hikmet gereği var olan vazifelerdir, bu emriler ibâdın halini düzelten ve iyileştiren emirlerdir, dünya ve ahiret hayatlarında, ubudiyyet için gerekli olan ve eda edilmesi gereken farizaları yerine getirmede düzen ve devamlılık üzere olmalıdırlar, bunu da rıza ve
tam teslimiyet ile yapmalıdırlar, Allah’a yakınlaştırıcı nafileleri eda etmelidirler, bu nafileler onlara ziyadesiyle nimet ve fazilet olarak dönecektir, sende ihlas ve tebettül ile huşu ve inkisar ile ibadetlerini yerine getirmen gerekir. Bil ki; eleştiren görendir ve şeytanın ipleri etrafında çoktur, asla şeytanın oyununa kanma, onun seni kandırması çok kolaydır, Her vaktinde Allah’a tevekkül et, ona karşı gelmekten sakın muhakkak ki o semi’dir basirdir. Rabbimiz biz sana tevekkül ettik ve sana gönül verdik ve son gidiş ancak sanadır.

Teğâbun Sûresi Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

1- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı teşbih eder. Mülk Onundur, hamd Onadır. Her şeye gücü yeten O’dur.

2- Sizi yaratan O’dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kinliniz mü’mindir. Allah yaptıklarınızı görendir.

3- Gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendir­di ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak Onadır.

4- Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizledikleri­nizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.

5- Öncekilerden kâfir olanların haberi size ulaş­madı mı? Onlar dünyada günahlarının cezasını çekti­ler. (Ayrıca ahirette) onlar için elem verici bir azap vardır.

6- (O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi,   fakat onlar “Bir insan mı bizi doğru yola götürecekmiş?” dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hanide lâyıktır.

7- İnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayır! Rabbime andolsun ki mut­laka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber ve­rilecektir. Bu, Allah’a göre kolaydır.

8- Onun için Allah’a, Peygamberine ve indirdiği­miz o nura (Kur’ân’a) inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

9- Toplanma gününde sizi topladığı zaman işte o gün, aldanma günüdür. Kim Allah’a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedî kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.

10- İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara ge­lince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kala­caklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!

11- Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğru­ya götürür. Allah her şeyi bilendir.

12- Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen  apaçık  bir duyurmadır.

13- Allah vardır, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Mü’minler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.

14- Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocukları­nızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakı­nın. Ama affeder, hoşgörür ve bağışlarsanız, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

15- Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfaat ise Allah’ın yanında­dır.

16- O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

17- Eğer Allah’a içten gelen istekle borç verirse­niz, Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah (aza) çok mükâfaat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.

18- Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

Teğabün süresinin Fazileti ve havası

Teğabün süresini, yedi kere okuyanın, saklandığı eşyayı Hak Teâlâ hıfzeder. Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Her kim Teğabün Suresini okursa, ansızın ölmekten kurtulur.” (Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri (İrşâdü Aklis-Selim), 8/259)

Resulullah (Sav) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Cuma, Saff, Teğabün ve A’la) Surelerini okurdu.(Ebu Davud, Edeb, 17; Tirmizi, Fedailül – Kur’an, 21)

Nefes darlığına karşı suya 7 defa okunur ve bu sudan içilir. 

Eşyanın muhafazası için 7 kere okunur. 

Şerrinden korkulan kimsenin yanına girmeden okunursa, biiznillah o kişiye iyilikten başka bir şey yapmayacaktır.

Zalim bir sultandan veya bir kimseden korkan kişi bu sureyi okursa zulüm ve şerden emin olur. 

Bu sure bir kağıt üzerine yazılıp su içine konulur. Suyu bir yere serpilirse kesinlikle o yerde yerleşme ve iskan olmaz. Eğer meskun bir yere serpilirse kavga ve nefret dolayısıyla oranın sakinleri dağılır, orası harap olur.

Teğabün süresini dinle

 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir