Telvin

Telvin Ne Demektir:

Telvin, renk verme, boyama, boyanma ve farklı görünümler arz etme manalarına gelen telin; terminolojik olarak bir halden bir hale, bir tavırdan bir tavıra intikal ederek farklı renkler ve görüntüler sergileme, renkten renge akarak kendini bulmak demektir. Kulun hallerinde değişiklik göstermesine telvin denilir. Sufilerden bir grup hakikatin alameti telvin’dir demiştir. Çünkü telvin Kadir olan Allah’ın kudretinin zuhuru ve ondan gayret kazanılma olayıdır der.

Telvin hal ehlinin sıfatıdır. Hak yolcusu terakki halinde olup değişik haller ile karşı karşılaşacağı için telvin ağırlıklı olarak yolunda mesafe alır. Yolda olan kulun halden hale geçmesi onun telvin üzere olduğunu gösterir. Hakka vuslat gerçekleşince  telvinin yerini temkin alır. Vuslatın alâmeti sâlikin kendinden tamamen geçmesi, beşerî ve nefsani kayıtlardan kurtulmasıdır. Bu hal kulda devamlı olursa o kişiye “mütemekkin” denilir. Buna göre telvînden sonraki temkin hali cem’den sonra fark, sekrden sonra sahv, fenâdan sonra bekā hali gibidir. Telvîn hal sahiplerinin, temkin hakikat ehlinin sıfatıdır. Kul sülûk yolunda bulunduğu müddetçe telvîn ehlidir. 

Telvin Hakkında Sufilerin Görüşleri

Serrâc’ın, “Telvîn kulun hallerinde değişiklik göstermesidir” şeklindeki tanımı (el-Lüma‘, s. 357) sûfîlerce kabul görmüştür. 

Kuşeyrî’ye göre telvîn sâlikin halinin farklı sûretler kazanması, bir halden daha yüksek veya düşük bir hale bürünmesi, bir sıfattan başka bir sıfata intikal etmesidir. 

Kuşeyrî, şeyhi Ebû Ali ed-Dekkāk’tan rivayetle Hz. Mûsâ’nın telvîn ehli olduğunu, Tûr dağında Allah’ın kelâmını işittiğinde halinin değiştiğini ve yüzünü bir nikābla örtme ihtiyacı duyduğunu, Hz. Peygamber’in ise temkin ehli olup mi‘racda temaşa ettiklerinden etkilenmediğini, Hz. Yûsuf’u gören Züleyha’nın diğer kadınların aksine temkin makamında bulunduğunu söyler (Risâle, s. 211-213). 

Cüneyd-i Bağdâdî’ye, “Daha önceleri ilahileri dinlediğinde coşardın, şimdi ise sâkinsin, yerinde duruyorsun” denildiğinde onun, “Şu dağlara bakıyor ve onları hareketsiz sanıyorsun, halbuki onlar bulutlar gibi geçip gitmektedir” meâlindeki âyetle (en-Neml 27/88) cevap vermesi telvînden sonra temkin mertebesine erdiği şeklinde yorumlanmıştır. 

Muhittin Arabi telvini en yukarı makam olarak görmektedir. Ona göre: “Telvin içindeki kulun hali Allahü Teala’nın : “Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan ister. O, her an yaratma halindedir.” Rahman Suresi 55/29  ayetinde belirtilen değişik tecellilerine Mazhar olma haline benzer.”  demektedir. İbni arabi’ye ile diğer mutasavvıfların bu konudaki değerlendirmeleri farklıdır. Yaygın olan kanaat temkin’in telvin’den önde olduğudur.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir