Tevekkül

Bismillahirrahmanirrahim

Tevekkül Ne Demektir:

Acizlik gösterme, başkasına güvenip dayanmak, Allah’a güvenme, O’nun hükmünün mutlaka meydana geleceğine kesin olarak inanma ve alınması gereken tedbirleri almaktır.

Tevekkül ibadetin köklü esaslarından biridir. Tevekkül Sadık müminin özelliklerindendir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır.” Müminler o kimselerdir ki; Allah anıldığında kalpleri titrer ayetleri kendilerini okunduğunda imanları artar ne onlar Allah’a tevekkül ederler.” Enfal 2  

Abdülkadir Geylani Tevekkülü Şöyle Tarif Etmektedir:

“İhlas’ın hakikati ameller karşılığında bir şey istememektir. Tevekkül de bunun gibidir. O da çalışmaya değil Rablerin Rabbine teslim olmaktır.” Behçet Esrar, 122 Bu sözüyle Kişinin kendi gücüne kuvvetine imkanı ve çalışmasına güvenmemesi Bilakis Allahu teâlâ’ya ve onun gücüne kuvvetine güvenmesi gerektiğini ifade etmektedir. 

Şeyh Abdülkadir Geylani, bu sözüyle sebeplere sarılmayı terk etmeyi kastetmemektedir. Bilakis onlara hakkıyla sarılmayı sonra da Allah’a tevekkül etmeyi kastetmektedir. Şöyle demektedir: “sebebin hakkını ver sonra tevekkül et ve Amel kapısında otur.” el-fethur rabbani, 167 sebeplere sarılmak tevekküle mani değildir. Zira  Allahu Teala sadece kendisine güvenip kendisine tevekkül edilmesini emrettiği gibi sebeplere sarılmayı da emretmiştir. 

Nitekim hurma ağacını silkelenmesi için annesine hitap eden İsa (as)’dan bahsederken bunu ifade etmiştir.” hurma dalını kendine silkele ki üzerine taze olgun hurma dökülsün.” Meryem: 25  

“Allahu Teala Hz. Meryem ağacı silkelemeden de taze olgun hurmayı yere düşürmeye kadirdir”  Şeyh Abdulkadir Geylani 141  

Yine israiloğullarına  farklı kapılardan şehre girmeleri için nasihat eden Yakup (As)’ dan bahsederken de bunu ifade etmiştir:

“ Oğullarım (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin ayrı ayrı kapılardan girin bununla beraber sizden Allah’ın takdirini çevirecek de değilim. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben ona güvenip dayandım. Güvenip dayanmak isteyenler de ancak ona güvenip dayansınlar.” Yusuf:167

Hz. Yakup (as)’un Allah’a tevekkül ettiği halde oğullarına sebeplere sarılmayı da emretmiştir. Nazara  gelmesinler diye onlara şehre farklı kapılardan girmelerini emretmiştir” Abdülkadir Geylani 141 

Tirmizi’de Enes b. Malik (Ra)’den  nakledildiğine göre adamın biri Resulullah (sav)’e geldi ve: “Ey Allah’ın resulü deveyi bağladıktan sonra mı tevekkül edeyim yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim diye sordu. Resulullah (as) ona bağla sonra tevekkül et buyurdu.” Tirmizi 2519. 

Tevekkülün Hakikati:

Tevekkül işleri Allahu teâlâya ısmarlayıp istek ve tedbirden kurtulup ahkam ve takdiri müşahede makamına çıkmaktır. Bu halde kul taksim için değişme olmadığını kendisine ayrılan şeyin elinde alınmayacağını kendisine ayrılmayan şey’e de kavuşamayacağını kesin olarak bilip sahibinin vaadine İnanır. Kendisine ayrılan şeyi sahibinden alır. 

Tevekkül Üç Derecedir:

Mütevekkil yani tevekkül sahibi; Rabb’inin vaadini gözetir. 

Teslim sahibi; Rabbinin kendisini bilmesi ile yetinir. 

Tefviz sahibi: Rabb’inin hükmüne razı olur. 

Gerçek tevekkül İbrahim (as)’ın tevekkülüdür.

Hüseyin bin Abdullah rahimehullah derkim:” tevekkül de bu derece Allahü Teala huzurunda ölü yıkayıcı nın elindeki ölü gibi olması yıkayıcı ölüyü dilediği gibi çevirir döndürür de onda asla hareket ve tedbir olmaz bunun için Allahü Teala’ya tevekkül eden kimse istemez Murat etmez reddetmez ve eline geçen şeyi saklamaz olmalıdır 

Cüneydi Bağdadi kuddisi sırruh:”Tevekkül bütün varlığınla Allahu teâlâ’ya dönmek ve ondan başkasından kesilmektedir.” buyurmuştur.

KAYNAK. Gunyetü’t Talibin, abdülkadir Geylani, s. 483-484 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir