Tûr Suresi

Tûr Suresi 

Tûr Suresi Hakkında

Kur’an-ı Kerim’deki sıralamaya göre 52. suredir. Mufassal kısmı birinci sureler grubunun ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. 49 ayettir. Bu surenin ismi Yüce Allah, bu mübarek sûreye Hz. Musa (a.s) ile konuştuğu Tûr dağına yemin ederek başladığı için, buna Tûr Sûresi denildi. Tûr dağı, ken­disine yeryüzündeki diğer dağlardan daha şerefli bir yer kılan ilâhî feyiz, tecelli ve nurlara mazhar olmuştur. 

Tûr Suresi Konusu

Tûr Suresi Mekke’de inen sûrelerdendir. Bu sûreler İslam inancı konu­sunu işler ve bu akidenin esaslarını yani “Allah’ın birliği, Peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap” konularından bahseder.

Bu mübarek sûre, ahiretin sıkıntı ve şiddetlerinden ve o korkunç yerde yani hesap yerinde kâfirlerin karşılaşacağı şeylerden söz ederek başlar. Azabın, kâfirlere mutlaka ineceğine, onu hiçbir engelin önleyemeyeceğine ve onu hiçbir şeyin savamayacağına yemin eder. Konunun önemine dikkat çekmek için, beş şeyle yemin edilmiştir.

Daha sonra sûre, Naîm cennetlerinde, koltuklar üzerinde karşılıklı oturan takva sahibi mü’minlerden bahseder. Yüce Allah onlara her türlü mut­luluğu birlikte vermiştir: Güzel gözlü huriler, neslin ve çocukların bir arada bulunmaları, her türlü yiyecek ve içecek şeylerden yani, hoşa giden ve iştah çekilen çeşitli meyvelerden ve etlerden faydalanma ve yeme olacaktır. Bunların dışında, orada bulunan, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın aklından geçmeyen çeşitli nimetlerden fayda­lanılacaktır.

Yine bu sûre Hz. Peygamber (a.s)’in peygamberliğini anlatır ve ona, kendisi ve peygamberliği hakkında müşriklerin, söylediğine ve iftiracıların iftirasına aldırış etmeden suçlu kâfirleri uyarmasını ve onlara gerçeği hatırlatmasını emreder. Allah (c.c), Muhammed (a.s.)’e peygamberlik lütfetmek o, kâfirlerin iddia ettiği gibi, ne bir kâhin olmuştur ne de bir deli.

Daha sonra bu sûre, müşriklerin, Peygamberin (a.s.) nübüvveti hak­kındaki bâtıl iddialarını reddeder ve onlara, batılın belini kıracak kesin ve kuvvetli delillerle cevap verir. Onun peygamberliğinin doğruluğuna delil getirir.

Bu mübarek sûre, kınama ve azarlama yoluyla, kâfirler ve putlarıyla alay ederek sona erer. Onların, şiddetli inatlarını ve aşırı azgınlıklarını açıklar. Peygamber (a.s.)’e de, Allah’ın yardımı gelinceye kadar, onun yo­lunda eziyetlere katlanarak sabretmesini emretti.

Tûr Suresi Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Tûr’a, yayılmış ince deri üze­rine satır satır yazılmış Kitap’a, mamur eve, yükseltil­miş tavana, tutuşturulmuş denize andolsun ki, Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. Ona engel olacak hiç­bir şey yoktur.

9. O gün gök, şiddetli bir şekilde çalkalanır.

10. Dağlar yürüdükçe yürür.

11. Yalanlayanların vay hâline o gün!

12. Onlar, o daldıkları batıl içinde oynayıp duran­lardır.

13, 14. O gün cehennem ateşine şiddetle itilip atı­lırlar da, “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur” de­nilir.

15. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?

16. Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Size ancak yaptıklarınızın karşı­lığı verilecek.

17. Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve nimet içindedirler.

18. Rablerinin kendilerine verdiklerinden yarar­lanırlar. Rableri onları cehennem azabından korumuş­tur.

19, 20. Onlara “Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yeyin, için” (de­nilir.) Biz onları, güzel gözlü hurilerle de evlendirdik.

21. İman eden ve zürriyetleri de iman ile kendile­rine tâbi olanlar (var ya!), işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.

22. Onlara canlarının istediği meyva ve etten bol bol verdik.

23. Orada bir kadehi kapışırlar ama onda ne saç­malama vardır ne de günaha sokma.

24. Kendilerine ait birtakım gılmanlar onların et­rafında divan dururlar. Bu gençler sanki sedefine giz­lenmiş inciler gibi pırıl pırıldırlar.

25. Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:

26. Derler ki: Daha önce biz, ailemiz içinde kor­kardık.

27. Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işle­yen azaptan korudu.

28. Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O’dur.

29. (Ey Muhammed) Sen öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

30. Yoksa onlar “Muhammed bir şairdir, onun za­manın felâketlerine çarpılmasını gözetliyoruz”  mu diyorlar.

31. De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.

32. Onlara akıllan mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur?

33. Yahut “Onu kendisi uydurdu!” demek mi is­terler? Bilâkis onlar îman etmezler.

34. Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getir­sinler.

35. Acaba onlar herhangi bir yaratıcısı? mı ya­ratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri midir?

36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Ha­yır! Onlar iyice inanıp tasdik etmezler.

37. Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mı­dır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir?

38. Yoksa onların üzerine çıkıp gizli sırları dinle­dikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse onlardan din­leyen, açık bir delil getirsin.

39. Yoksa kızlar O’nun, oğullar sizin mi?

40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

41. Yoksa gayba ait bilgiler yanlarında da onlar kendileri mi yazıyorlar?

42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkâr edenlerdir.

43. Yoksa onların Allah’tan başka bir tanrısı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.

44. Gökten bir parçanın düştüğünü görseler “Üst üste yığılmış bulutlardır” derler.

45. Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

46. O gün tuzakları, kendilerine hiçbir fayda ver­mez ve yardım da görmezler.

47. Şüphesiz zulmedenlere, ondan önce de azap vardır. Fakat çokları bilmezler.

48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözleri­mizin önündesin. Kalkacağın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.

49. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et.

Geylani Tefsiri Surenin Hatimesi

Ey keşif ve müşahede mertebesi olan Makam-ı Mahmud’a yönelmiş olan Muhammedi salik! Allah seni doğru yola eriştirsin ve oradan dönmekten korusun. 

Ey salik! Sana gereken şudur: Kalbini Hakk’ın dışındaki şeylerden temizlemelisin, seni Hakk’a yönelmekten ve O’na niyazdan alıkoyan şeylerden hiçbirine yönelmemelisin, iltifat dahi etmemelisin Bütün vakitlerinde ve her halinde özellikle de boş kaldığın zamanlardaki namazlarda Cenab-ı Hakk’ı tesbih ve takdis ile meşgul olmalısın. Dünya süsüne, lezzet ve şehvetine ve dünyanın çirkefliklerine dalmış olan ehl-i dünya ile birlikte olmaya sakın ola ki meyletme. Çünkü dünya süsleriyle kirlenmek basiretleri köreltir ve göğüslerdeki kalpleri kör eder.

Yarabbi! Lütuf ile günahların yükünü hafiflet bizden. İhsânınla ebrardan olanların yaşantısı gibi yaşamamızı nasip et. Şerli olan kimselerin şerrini kereminle bizden uzaklaştır.

Tûr Suresinin Nüzul Sebebi 

Muhammed ibn İshak’m kendi isnadıyla İbn Abbâs’tan naklen zikrettiği uzun bir habere göre müşriklerin, Dâru’n-Nedve’de “Yevmu’z-Zahme” günü Hz. Peygamber (sa)’e ne yapacaklarını istişare edip kararlaştırmak üzere toplandıklarında içlerinden birisinin -Dahhâk’ten rivayete göre Abdüddâr oğullarından birisinin): “Onu hapsedip bağlayın ve geçmiş şairler Züheyr, Nâbiğa ve benzerlerinin helak olduğu gibi zamanın felâketlerinin onu da çarpmasını ve böylece (kendiliğinden) helak olmasını bekleyelim. Bu da ancak onlardan birisi gibidir” demesi üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuştur.

Cübeyr b. Mut’im’in şöyle dediği rivayet olunur: Bedir esirleri hakkında Rasulullah (s.a)’a sormak için Medine’ye geldim. Onu, akşam na­mazında, ayetlerini okurken buldum. “Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur” mealindeki ayeti okuyunca, kalbim çatlar gibi oldu. Azabın inmesinden korkarak müslüman oldum. “Onlar, yaratıcısız mı yaratıldılar, yoksa kendileri mi yaratıcılar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar inan­mazlar” mealindeki ayete gelince kalbim uçacaktı.

(Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 6/197.)

Tûr Suresi’nin Fazileti ve Sırları 

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Tur suresini okuyan kişiyi, kabir azabından korumak ve nimetleriyle cennete koymak Allah üzerine hak olur.” (Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/444)

1- Dargın kimselerin barışması için okunursa, Allah’u Teala’nın izniyle maksat hasıl olur. 

2- Yolculukta bu sureyi okuyan kişi, tüm şerlerden kurtulur. 

3- Geçimsiz eşler okursa, karı koca arasında muhabbet olur.

4 – Hastaya her gün 3 kere okunursa, Allah’u Teala’nın izniyle şifa bulur. 

5 – Haksız yere hapiste yatan kişi bu sureyi okumaya devam ederse, bi-iznillah oradan kurtulur.

6- Bu sureyi okuyan, Hakk’a yaklaşır, dertlerden kurtulur. 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın