Ürdün Haşimi Krallığı

Ürdün 

Resmî adıyla Ürdün Haşimi Krallığı, bir orta doğu Arap ülkesidir. Kuzeyinde Suriye, kuzeydoğusunda Irak, güneyinde ve doğusunda Suudi Arabistan, batısında İsrail ve Batı Şeria yer almaktadır. Başkenti Amman olan Ürdün’ün resmî dini İslam, resmî dili ise Arapçadır. Milli para birimi Ürdün dinarıdır.


Coğrafya ve İklim


Ürdün- Orta DoğuOrta Doğu, ülkesi olan Ürdün’ün coğrafi konumu: 31 00 Kuzey enlemi, 36 00 Doğu boylamıdır. Ürdün arazisinin çoğu, genel anlamı ile, çöl topraklarından oluşur. Yüz ölçümü: 92,300 km², Sınır komşuları: Irak 181 km, İsrail 238 km, Suudi Arabistan 728 km, Suriye 375 km, Batı Şeria 97 km’dir. Ürdün, Akdeniz havzası ve kurak çöl arazisinin karışımı bir iklime sahiptir. Zira ülkenin kuzey ve güney bölgelerinde Akdeniz iklimi hakim olurken, ülkenin geri kalanında çöl iklimi hüküm sürer. Genel anlamı ile yazın hava sıcak ve kurak iken, kışın nemli ve ılımandır.İklimi: Kuru çöl iklimi. Batı kısımlarda Kasım – Nisan ayları arasında yağmur mevsimi yaşanır. Doğal kaynakları: Fosfat, potas olup petrol yönünden zengin değildir.


Nüfus, Dil ve Din


Ürdün 2016’de nüfusu 9.455.802 dir. Nüfusun önemli çoğunlu başkent Amman (4 Milyon)’da yaşamaktadır.  Ürdün’ün resmî dili okullarda da okutulan Arapçadır. İngilizce resmî statüde olmasa da ülke de en çok konuşulan ikinci dildir ve tekstil, iletişim, bankacılık, eğitim gibi alanlarda en çok konuşulan dildir. Ürdün’de resmî din İslam’dır ve halkın yaklaşık %92’lik kesimi Müslümandır. Müslümanların da çoğunu Sünniler oluşturur. Geri kalan halkın inançları arasında Hristiyanlık, Bahailik ve Dürzîlik mevcuttur.


Siyasetçileri ve Hükümet


Ürdün Haşimiyye Krallığı, monarşi rejimine sahiptir. Monarşi hükûmeti ise bir kral ile yönetilir bu kral aynı zamanda ülkenin askerinin komutanıdır. Kral; başbakan, bakanlar kurulu ya da kabinede otoritesini gösterir.

Kabine, senato olarak da bilinen Ürdün Parlamentosunun demokratik olarak seçilmesinden sorumludur. Senatoda 60 üye bulunur ve hepsi de kral tarafından seçilir. Ürdün çok partili sisteme sahiptir. Siyasi partiler 40 sandalyeden daha fazla sayıda üyeye sahip iken geri kalan üyeler bağımsız adaylardan oluşur. Parlamenter Meclisi ise; 12 bölgeden seçilmiş 120 üyeden oluşur. Seçilmiş parlamenter üyeleri mecliste mevzuat açma hakkına sahiptir ancak kral tarafından seçilen senatodan geçmek zorundadır.

Son parlamento seçimleri 23 Ocak 2013 yılında gerçekleşti. Hileli seçim geçmişi yüzünden hükûmet eleştirildi. Aralarında ana muhalefet partisi Ürdün Müslüman Kardeşlerinde bulunduğu bazı muhalif gruplar, seçimi protesto etti ve seçime katılmadı.

Şubat 1999 yılında kral 2. Abdullah babası Hüseyin’in vasiyeti üzerine ölümünden sonra yerine gelmiştir. Abdullah iktidara gelmesinden hemen ardından İsrail ve Amerika ile barış anlaşması imzalamıştır.


Ülke Tarihi


İslâm öncesi Bizans toprakları içerisinde yer alan Ürdün’ün özellikle kuzey kısımları Filistin ile birlikte Suriye (Bilâdüşşam) bölgesi içerisinde değerlendirilmiştir. Ürdün Hz. Ömer’in hilafeti zamanında 636 yılında fethedilmiş, ardından Emevî ve Abbasî hakimiyeti altında kalmıştır. Abbasîlerin zayıflamasıyla 9. ve 10. yüzyıllarda Tolunoğulları ve İhşidilerin egemenliğine girmiş, ardından Fatımiler bölgeyi kontrol altına almıştır. 12. yüzyılın başlarında Haçlılar ile Kahire ve Şam’daki beylikler arasında tampon bölge olan Ürdün, Selahaddin Eyyubi’nin bölgeyi fethi ile birlikte Eyyubilerin, 13. yüzyılın ortalarından itibaren ise Memluklerin hakimiyeti altına girmiştir. 15. yüzyılda Memluklerin güç kaybetmesi ile yerel kabileler bölgede idareyi ele geçirmiş, Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılındaki seferi ile birlikte Ürdün Osmanlı Devleti’nin bir parçası haline gelmiş ve 400 yıl Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Ürdün, I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı devletinin egemenliğinden çıktı ve Şerîf Hüseyin’in oğlu Faysal’ın yönetimi altına girmiştir. 

Faysal’ın 1920’de Fransızlar tarafından Suriye’den çıkarılmasından sonra kardeşi Abdullah Ürdün’e gelerek Şubat 1921’de kendini “Şarkî Ürdün Emiri” ilân etmiştir. İngilizler tarafından desteklenen Abdullah Ürdün’de İngiliz manda yönetiminin başına geçmiş ve otuz yıl yönetimi elinde tutmuştur. 

Kral Abdullah İngilizlerden bağımsız hareket etmek isteyince 1951’de bir suikast sonucu, öldürüldü ve yerine oğlu Tallal geçti. Akli dengesini yitiren Tallal tedavi olmak için İstanbul’a geldi ve yerine oğlu Hüseyin geçti. Kral Hüseyin, 1999 yılında ölmeden hemen önce kardeşi Prens Hasan’ı veliahtlıktan azlederek yerine oğlu Abdullah’ı veliaht tayin etmiştir. Bugün devletin başında, babasının ölümü ile başa geçen II. Abdullah bulunmaktadır.

Ürdün, II. Dünya Savaşı’nın ardından  25 Mayıs 1946’da bağımsız bir krallık oldu. 24 Ocak 1949’da devletin adı “Ürdün Hâşimî Krallığı” (el-Memleketü’l Ürdüniyyetü’l-Hâşimiyye) ve Abdullah da bu devletin ilk kralı ilân edilmiştir.

1967 Arap-İsrail Savaşında Ürdün sadece en verimli tarım bölgesi olan Batı Şeria’yı değil, Kudüs ve Beytüllahim turizm merkezlerini de kaybetmiştir.


Ekonomik Yapı


Ürdün Ortadoğu’nun petrolü olmayan az sayıdaki ülkelerinden biridir. Ekonomisi hizmet sektörüne, turizme ve yabancı yardıma bağımlıdır. Kişi başına düşen milli gelir ortalama olarak 5,325 dolardır. Suriye’deki iç savaşın da Ürdün üzerinde ekonomik, siyasî ve toplumsal açıdan olumsuz etkileri olmuştur. Hükümetin karşı karşıya olduğu diğer zorluklar ise yoksulluk, işsizlik, enflasyon ve bütçe açığıdır. 

Ülkede genel olarak yoksulluğun yaygın olduğunu söylemek mümkünse de, belirli kesimlerde varlıklı nüfusla yoksul halk tabakası arasında ciddi bir gelir eşitsizliği mevcuttur. Öte yandan hayat pahalılığı da ülkedeki bir diğer sorundur, zira Ürdün Ortadoğu’nun yaşam pahalılığı en yüksek olan ülkesi konumundadır.

Ürdün’de okuma yazma oranı, dünya ortalamasının çok üzerindedir. Ülke, sahip olduğu eğitim kurumları ile bölgenin gelecekteki cazibe merkezi olmaya adaydır.


Müslümanların Durumu


Ürdün nüfusunun neredeyse %60’ını Filistin ve Suriyeli mülteciler oluşturmaktadır. Ülkede 14 adet Filistin mülteci kampının yanı sıra, 1 milyona yakın da Suriyeli mülteci bulunmaktadır. 1948-1967 yıllarında işgalci İsrail tarafından, vatanlarından zorla çıkarılan Filistinliler için oluşturulmuştur. Bu kampların tamamı Ürdün’ün güneyinde ve doğusunda yer almaktadır.

Bu göçler neticesinde bugün Ürdün nüfusunun çok ciddi bir bölümü Filistin asıllıdır. Ürdün, Filistinli mültecilere vatandaşlık veren ve onlara -kâğıt üzerinde de olsa- Ürdünlülerle aynı hakları tanıyan tek ülkedir. Ancak Ürdün yönetimi bu noktada Filistin’den göçenleri ayrı kategorilerde değerlendirmekte; özellikle Batı Şeria ve Gazze’den 1967 işgaliyle birlikte Ürdün’e sığınanlara kesinlikle vatandaşlık vermemekte ve farklı muamele yapmaktadır. Gazze’den gelenlerin sayıları 120 bine ulaşmaktadır, bu mültecilerin çoğu Ceraş ile Hıttin kamplarında yaşamaktadır.

Suriyeli mültecilere ise, Ürdün devleti çalışma, eğitim ve sosyal alanlarda hak tanımamaktadır. Genellikle Suriye sınırında kurulan kamplarda ve küçük şehirlerde yerleşen mültecilere BM tarafından aylık 50 dolar verilmektedir. Suriyeli mültecilerin temel insanî ihtiyaçların dışında en büyük sıkıntısı eğitimden mahrum kalmaları ve herhangi bir geleceklerinin olmamalarıdır.


Türkiye-Ürdün İlişkileri


Türkiye ile Ürdün arasındaki ilişkilerin temelini 11 Ocak 1947 tarihli “Dostluk Anlaşması” oluşturmaktadır ve iki ülke arasında bugüne kadar 40’ın üzerindeki antlaşma imzalanmıştır. Türkiye ve Ürdün’ün bölgesel meselelere yaklaşımları büyük ölçüde örtüşmektedir. Filistin meselesinin iki devletli temelde çözümlenmesi, Kudüs’ün ve buradaki kutsal mekanların statülerinin korunması ve Filistin halkının meşru haklarının savunulması konularında iki ülke hemfikirdir. Öte yandan Suriye’de devam etmekte olan iç savaşın sona erdirilmesi ve Suriye halkının talep ve beklentileri doğrultusunda krize siyasî bir çözüm bulunması hususunda da iki ülke görüş birliği içerisindedir.

Türkiye ile Ürdün arasındaki ticarî ve ekonomik ilişkiler de son yıllarda büyük ivme kazanmıştır. 2009 yılında imzalanan serbest ticaret antlaşması ile iki ülke arasında 2010 yılında 500 milyon dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmi on yıldan az bir sürede yaklaşık iki katına çıkarak 1 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Ancak Ürdün hükümeti 2018 yılı Mart ayında aldığı bir kararla, iki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşmasını, yerli sanayi ve tarım sektörlerini korumak adına askıya aldığını açıklamıştır.

İki ülke arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilerin, toplumlar nezdinde sıcak ve yakın düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle Arap Baharı sonrası süreçte yaşanan krizler nedeniyle, Arapça eğitiminde Türk vatandaşlarının Ürdün’e olan ilgisi daha da artmıştır. Buna mukabil her yıl Türkiye’yi ziyaret eden Ürdün vatandaşlarının sayısı 10 bin civarındadır. (İnsamer)


Ürdün Haşimi Krallığı Gezi Yerleri:



Ürdün Yemek Kültürü


Ürdün mutfağı, komşu ülkeler olan Suriye ile Lübnan mutfaklarından pek farklı değildir. Pirinç, bakliyat, kuzu veya tavuk, meyve (kayısı, elma, muz, kavun, üzüm, incir, karpuz ve portakal) en sık tüketilen gıda maddeleridir. Kullanılan baharatlar; kimyon, sarımsak, biber, kişniş, zerdeçal ve sumaktır. Baharatlı pirinç yemekleri, koyun ve tavuk eti, pilav, makarna mümkün olduğunca sık yenilmektedir. Yumurta, zeytin beyaz keçi peyniri, labane, domates, salatalık ve zeytinyağı zengin-fakir tüm ailelerde yenmektedir.

Ana öğün genellikle öğle yemeğidir ve genellikle pilav, et, salata ve yoğurttan oluşmaktadır.Çorbalar bardaktan içilmektedir. Kahvaltı; zeytinyağına ya da yoğurda batırılarak pişirilmiş ekmek, taze kesilmiş domates, salatalık veya soğan ve çaydan oluşmaktadır. Akşam yemeğinde şehirli insanların çoğu için hafif yemekler tercih edilir. Akşam öğününde yemek olarak et, pilav ve sebze içeren yemekler tüketilmektedir. Meyve gün boyunca herhangi bir zamanda tüketilmektedir.


Konsolosluk İnternet Adresleri


http://amman.be.mfa.gov.tr/Mission

http://www.jordanembassyankara.gov.jo/tr

 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir