Uzlet Ve Halvet

Bismillahirrahmanirrahim

Halvet ve uzlet kalbi karanlık duygulardan, batıl itikatlardan, çirkin tasavvurlardan ve Hakka perde olan tüm hallerden kurtarıp Haktan gayrı her şeye karşı kapanıp Hakk’la sohbet halinde olmadır.

Şeytanın vesveselerine açık olan insan halvet ve uzlet yapmaya girişmeden iman ve fıkıh dersleri almalıdır. Uzletin ve halvetin insanın kötü huy ve duygulardan uzaklaşmasına vesile olmasında faydası vardır.

Ali Dekkak (Ra) “ Halkın giydiğinden giy, onların yediğinden ye, fakat kalbini onlardan ayrı tut.”

Ebu Muhammed Ceriri’ye uzlet sorulunca şu cevabı vermiştir: “Gerçek uzlet, halkla beraber olman, kalbini onların müdahalesinden koruman, günahları terk etmen ve kalbini sürekli olarak Hakk’la irtibatlı tutmandır.” (Kuşeyri ris.)

Abdulkadir Geylani Ks: bu konuyu sırrul esrarda şu şekilde ele almıştır: “ insan; nefsini alıştığı şeylerden alabilmesi, manevi duyguların açılması ve yersiz huyları ile halka eza etmemesi için, kendisini bir yere hapseder ve insanlardan ayrı yaşar. Bunu yaparken iyi niyet sahibi olması, arzularıyla bir nevi ölüm haline geçmesi gerekir. Gaye Allah rızası olmalı. Kalbinde; nefsinin şerrini, Müslüman ve mümin kardeşlerinden uzak etmeyi bulundurmalıdır. Dilini lüzumsuz söz ve konuşmalardan almalıdır. Gözünü harama bakmaktan almalı, hiç kimseye hain gözle bakmamalı, ayaklar harama adım atmaktan alı konmalı, kulak kötü sözleri dinlemekten men edilmeli.

Halvet halinin zahiri böyledir. Birde batını vardır. Kalbe, nefse ve şeytana ait herhangi bir fikrin sokulmaması; yemek, içmek, giymek gibi işlerin oraya konulmaması, çoluk çocuk, evde beslenen at(kapı önünde duran araba)ve benzeri malın sevgisini oradan uzak tutulması ile mümkündür. Görsünler işitsinler diye bu iş yapılmaz.

Batını halveti arzu eden kimse; kalbine arzusu ile, kibir beğenmişlik, kin, gaflet ve koğuculuk, çekememezlik, öfkelenmek vb. işleri sokmamalıdır. Kalbe bu duygular girerse batını halveti bozulur.

Halvet, riyazetle, susmak ve zikre devamla nefsini islah ederse, Allah Teâla onun kalbini, ilimini ve amelini nura boğar.

İman sahibi konuştuğumuz şartlar dahilinde tevbe ve telkin yolunu tutarak kalbini temiz ederse, Allah Teâla onu kötü hallerden kurtarır. Cildi latif, zahir ve batın duygular temiz olur.

Dilin tevhidle Rabbi zikretsin boş konuşmalarla kalbin kirlenmesin. (Abdulkadir Geylani, Sırrül Esrar )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir