VAHDETİ VÜCUD

Gerçek varlık birdir. Bir tek hakikat vardır. O’da hakkın varlığıdır. Ondan başka hakiki vücut sahibi bir varlık, ondan başka hakiki vucud sahibi bir varlık, ondan başka “ kaim bi nefsihi” bir vucud mevcud değildir.

Diğer varlıkların vucudları, onun vücuduna nispetle yok hükmündedir. Çünkü onların varlıkları O’nun varlığına bağlıdır. Kevn âlemindeki eşya onun mazharı, yani zuhur mahallidir.

Dolayısıyla eşyanın varlığı, gölgenin varlığı gibidir. Nasıl eşya olmazsa gölge olmaz onun varlığı olmadan eşyanın varlığı düşünülemez onun vücudu yanında eşyanın varlığı yok hükmündedir.

Vahdedi vucud anlayışında “birlik” bilgi ve düşüncededir. Salik gerçek varlığın bir tane olduğunu onun da Hakk ve Hakkın tecellilerinden ibaret olduğunu bilir. Hakkın dışında hiçbirşeyin hakiki varlığı olmadığına inanır.

Bu bilgi ve inanış bir nazariye ve akli istidlallerle elde edilen bir sonuç olmayıp Riyazat ve manevi yükseliş sayesinde ruhi tecrübe ile elde edilen neticedir.

Vahdeti vucud, kalbin manevi seyri sırasında meydana gelir. Kaynağı ibadetin çokluğu, mücahade, dünyaya rağbeti terk, zikre devam gibi sebeplerle kalbde meydana gelen aşk ve sevgidir. Luma s.538

İbni Arabi bu düşüncesini panteizm’le aynı kefeye, anlama getirilmeye çalışılmıştır. Allah ile âlem aynı şeydir. Allah mevcut olan şeylerin tamamından ibarettir.

Tabiat bir nevi hayal sahibi bir vahdettir ve ona ibadet edilir. Panteistler Cenabı Hakkı âlemin mecmuu sayarlar. O’nu icab ve zarurete tabi, irade ve şuurdan mahrum olarak görürler.

İbni Arabi, herşeye vücut veren Allah’tır. Ama şekillerde görünme bakımından tek tek eşya Allah değildir. Allah, mutlak gizlilik derecesinden mertebe mertebe inerek eşyayı meydana getirmiştir.

Her şeydeki varlık Allahın varlığıdır. Bu varlığın mertebeleri vardır. En yüksek mertebesi “ lateayyün” mertebesidir ki, buna ehadiyet mertebeside denir.

Allah deyince varlığın bu şekle girmiş mertebesi anlaşılır. Diğer varlıklar bu mertebeden tanınmıştır. Bütün varlıklar bu mertebedeki varlığın isim ve sıfatlarıdır.

Teayyün bakımından her varlık, kesin olarak Allah’tan başkadır. O halde bir bir eşya Allah değildir. Çünkü Allah’ın belirli bir biçimi yoktur.

Yaratıkların, yaradana ibadet ve taati muhakkak lazımdır. Dinin hükmü her zaman geçerlidir. (islam ansiklopedisi ibnul Arabi maddesi)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir