Vecd ve Safa

19. Kısım: Vecd ve Safa

 Bu babda, Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif vardır. Ayrıca birçok büyük velîler de, bu hususta güzel kelam etmiştir.

Ayet-i Kerimeler:

– «Onlar, Rablarından korkarlar, tüyleri ürperir; sonra bedenleri yumuşar, kalbleri île Allah’ı anlamaya koyulurlar.» (Zümer, 23)

– «Bir kimsenin sinesini Allah açarsa, o Rabbı tarafından verilen bir nur üzerine yürür Kalbleri. Allah’ı anmaya karşı katılaşan kimselere yazıklar olsun.» (Zümer, 22)

Hadis-i Şerifler;

-«Hak tarafından gelen bir cezbe, iki cihanın işine bedeldir.»

-«Bir vecde sahip olmayanın hayatı yoktur.»

Cüneyd Hz. der ki:

– Vecd, iç âlemde, ilahî tecelli ile karşılaştığında sahibi, ya sevinç içindedir; ya da hüzün…

Vecd iki kısımdır: Cismanî ve ruhanî… Cismanî vecd, nefisten gelir. Ruhî bir haz vermez. Maddî duyguların tesiri ile olur. Görsünler, işitsinler diye yapılan işler bu vecdin mahsulüdür. Bu cins vecd tamamen boştur. Çünkü, irade vardır; seçme duygusu geçmemiştir. Bu gibi hallere uymak caiz değildir. Ruhanî vecde gelince, o bir başka hal arz eder. Ruhanî kuvvetin taşmasından meydana gelir. Bu hal çok kere, güzel sesle okunan Kur’andan, veya bir şiirin okunuşundan, yahut bir zikir esnasında hasıl olur. Bu durumda cismin bir kuvveti kalmaz, îrade ve seçme kabiliyeti erir. Bu vecd tamamen ruhanîdir. Buna uymak iyidir. Allah-ü Teala buna işaret ederek şöyle buyurdu:

– «Sözü işitip onun güzelliğine uyan kullarımı müjdele..» (Zümer, 18)

Aşıkların inlemesi, kuşların tatlı sesi, hep ruhî kuvveti harekete getiren sebepler arasında sayılır. Bu ve benzeri vecd için, nefse ve şeytana pay çıkmaz. Şeytan, nefsin karanlık işlerinde tasarruf eder. Rahmani nur âlemine onun sözü geçmez. Rahmani âlemde, şeytan; suda eriyen tuz gibi erir. Aynı şekilde LA HAVLE VELA KUVVETE ÎLLA BÎLLAHÎL – ALÎYYÎL – AZÎM – yüce ve azim olan Allah’tan başkasında güç ve kuvvet yoktur. – cümlesi okununca, yine o şeytan eriyip, gider.

Bir Hadis-i Şerifte şöyle anlatılır:

– «Okunan Ayetler, hikmetli aşk ve sevgi şiirleri, hüzün dolu sesler ruha nuranî kuvvet verir.»

Gerek olan, nuru nura kavuşturmaktır. Yani, ruhu o nura erdirmektir. Allah-ü Teâla bu manada şöyle buyurdu:

– «İyiler iyileredir.» (Nur. 26)

Duyulan bir vecd, şeytandan ve nefisten gelirse, orada nur olmaz. Küfür ve şaşkınlık olur. Zulmet zulmete layıktır, yani nefse… Bunu:

– «Kötüler, kötülere.» (Nur, 26)

Ayet-i açıklar. Orada ruh için bir kuvvet yoktur. Vecd halinden doğan hareketler ikiye ayrılır. Biri insanın kendi arzusuna bağlıdır. Öbürü de irade ve seçme hali ötesindedir. İhtiyarî tabir edilen arzu ile hareket, insanın bedeninde ağrı, sızı ve hastalık olmadan bir vecde tutulmuş gibi hareket etmesidir; ki bu meşru sayılmaz. Meşru olan içten gelen iztirarî harekettir.

– İztirarî hareket, ruhî kuvvetin tesiri ile olur. Bu hali insan; kendi kendine yapamaz. Ruhî sayılan bu vecd hareketi, dış duygulara galiptir… Mesela sıtma ateşinin verdiği hararet gibi… O ateş basınca insanın tahammülü kolay olmaz. O anda olan hareketler irade haricidir. Vecd hali, ruhani kuvvetin galip gelmesi sonunda olursa, hakiki ve ruhanî sayılır. Vecd ve semağ aşıkların ve irfan sahiplerinin kalbini tahrik eden iki alettir. Aynı zamanda sevenlerin gıdası ve Hakkı arayanların güç kaynağıdır.

Peygamber S.A. efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurur:

– «Semağ, bir cemaat, için farz, bir cemaat için sünnet, bir cemaat için de bid’attır.»

Peygamber S.A. efendimiz; diğer Hadis-i Şerifinde ise şöyle buyurur:

– «Semağ, ve onda okunan şiirlerden, bahar ve onun çiçeğinden; ud ve onun titreyen sesinden kim zevk almıyorsa mizacı bozuktur.»

Bu Hadis-i Şerifte anlatılan hastanın ilacı yoktur. Kuşlardan, bütün hayvanlardan, hatta merkepten bile aşağıdır. Çünkü onların hemen hepsi, güzel nağmelerden zevk alır. Davud a.s. okuduğu zaman, kuşlar başında saf olurdu; onun güzel sesini işitmek isterlerdi. Bu vecd halinin önemini şu Hadis-i Şerif beyan eder:

– «Vecdi olmayanın, dinî zevki yoktur.»

Vecd hali on çeşittir

Bir kısmı, açıktadır, eseri dış hareketlerde görülür. Bir kısmı da gizlidir, dıştan görünmez. Kalbin, gizliden Allah-ü Teâla’yı anması ve Kur’anı Kerimi okuması, buna bir misal olarak verilebilir. Ağlamak, elem duymak, korkmak, hüzünlü olmak, Allah-ü Teâla anıldığı an, boş günleri için esef ve hayret etmek, içten ve dıştan gelen bazı hallerle rengin değişmesi, Allah’a talib olmak, ona iştiyak duymak, vücudu hararet sarması, bundan hasıl olan hastalık ve keder gibi haller vecd sayılır.

 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir