Veysel Karaninin Hz. Ömer’e Nasihati

Veysel Karaninin Hz. Ömer’e Nasihati

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, son demlerinde mübarek hırkalarının Üveys-ül-Karani’ye verilmesini vasiyet buyurdular. Âlem-i cemale intikallerinden sonra Hz. Ömer ve Hz. Ali radiyallahu anhüma efendilerimiz, mübarek hırkayı Üveys’e götürdüler. Baktılar ki, bir su kenarında yarı kazmış ve kendisine in yapmış, halktan gizlenmiş, orada ibadet ediyor. Bazan da çıkıp, ıssız sahralara doğru gidiyor amma asla halkın arasına karışmıyor. Kendisini, tek ve tenha buldular ve Resûl-ü zişânın vasiyetini söyleyerek, mübarek hırkayı kendisine takdim ettiler.

Hz. Üveys-ül-Karani: (Siz, burada durun!) diyerek, hırkayı aldı bir halvet yere vardı. Hırkayı bıraktı ve başını secdeye koydu, yalvarmaya başladı:

– ilâhi! Bu mübarek hırkayı senin Habibin bana vasiyet eylemiş, giysin de ümmetimi senden dilesin, demiş. İlâhi! Hz. Muhammed aleyhisselâmın ümmetini bağışlamayınca, ben bu hırkayı giymem. 

Böylece, uzun zaman yalvardı, yakardı. Hz. Ali ve Hz. Ömer, daha fazla sabredemediler ve yanına giderek:

– Yâ Üveys! Başını secdeden kaldır, bize haber ver, hal nice oldu? dediler.

Üveys-ül-Karani hazretleri başını secdeden kaldırdı:

– Ümmet-i Muhammed’in asilerinin üç bölüğünü bağışlattım. Tamam, bir bölüğü kalmıştı ki, sizler geldiniz… dedi, o mübarek hırkayı tekrar eline aldı, öptü, yüzüne ve gözüne sürdü, kokladı, bağrına bastı ve sırtına giyerek Allahu teâlâya şükürler etti, Resûl aleyhisselâma salâvat getirdi. Hz. Ömer radiyallahu anh, kendisine yaklaştı ve:

– Ya Üveys! Bana nasihat et.

Üveys-ül-Karani sordu:

– Bu halk seni bilirler mi?

– Evet, bilirler.

Öyle ise, kendini halka unuttur. Allahu Teâlâ’nın seni bilmesi yeter.

Yâ Üveys! Bana daha nasihat et..

Yâ Ömer! Allahu Teâlâ’yı bilir misin?

Elbette bilirim.

Başka şeyleri de bilir misin?

Evet, başka şeyleri de bilirim.

Diğer bütün bildiklerini unut.. Allahu Teâlâ’yı bilmen sana yeter.

– Ya Üveys! Bana bir nasihat daha et.

– Haydi varın gidin işinize, başımı karıştırmayın, dedi ve kendisi de makamına doğru çekildi ve gitti.

Bundan da anlaşılıyor ki, talip olan kişilere elbette uzlet edip halktan kesilmek ve uzaklaşmak lâzımdır.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir