Yakîn

Yakîn Ne Demektir

Yakîn :Sağlam manasına gelen Yakîn hakkında bir ayetlerden birinde müslümanlara şöyle anlatılır: “Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.” Bakara:4

Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem Şöyle buyurmuştur: “Birisini razı edeceğim derken Allah’ın gazabını üzerine çekme Allah’ın ona olan ihsanlarından dolayı başkasını övmede aşırıya gitme. Allah’ın sana vermediği bir şeyden ötürü başkasını kınayıp ayıplama. Bil ki hırslı birisinin hırsı, Allah’ın vermeyeceği bir rızkı sana getiremez. O’nun vereceği bir nimetin önünde de hiçbir engelleyici duramaz. Yüce Allah, hak ve adalet ölçüleri içerisinde memnuniyet ve saadeti riza ve yakîne koymuş; üzüntü ve kederi de şüpheciliğe ve öfkeye yerleştirmiştir. Beyhaki, Şuabu’l-Imân, no: 208

Yakîn’nin Anlamı

Allah’tan başkasının yanında bir hayır bulunmadığını kesinlikle bilmektir. Yakîn, sırrın açılmasıyla gaybı görmektir. Yakîn, her şeyin kaynağının nereden geldiğini bildiğinden dolayı hiçbir şeye şaşmamak, gönül bağlamamaktır. Yakîn, mevarid (hâller, tecellîler) geldiği zaman kalbin sükûn ve istikrara kavuşmasıdır. Yakîn, ilmin gereklerine uyarak kendisine işaret edileni (Allah’) düşünmektir. Kerâmetlerin görünmesi, yakîn derecesinde iyice yerleşip kuvvet kazanmaktan ileri gelir. 

Yakîn makamını düzeltmeden kulun, Hak ile sohbeti sahih olmaz. Yakîn makamında bulunan kulun üzerinde ne şüpheden, ne iç karışmasından, ne de istidlâlden (akıl yürütmeden) eser kalmaz. Açıkça görmek, insanda bu gibi şeyleri yok eder. Yakîn, düşüncelerin, durularak huzur ve mükâşefeye dönüşmesidir. Yakîn’in olduğu yerde itiraz ve kuşku olmaz. Yakîn, ancak şikâyeti atmakla hasıl olur.

Sufilerin Yakîn Hakkında Sözleri

Sufilerin ve kurbiyet ehli ariflerin batınlarında Yakîn nuru tecelli edip ilahi nur her tarafa sirayet edince, kalp bütünüyle salah halini bulmuş olur. Çünkü kalbin bir kısmı İslam nuruyla, bir kısmı iman nuruyla, tamamı da Yakîn ve ihsan nuru ile parlar. Kalp nurlanıp parlayınca nuru nefsin üzerine akseder.

Bir haberde “Geceleri namaz kılanların gündüz yüzü güzel (parlar) olur.” İbni Mace, ikame: 174

Bunu şu manada anlamak mümkündür. Bir oda içindeki yanan ışık ile aydınlanır. Yakin nuru Kalpte bulunmaktadır. Gece amellerin bereketi ile bu nur daha da çoğalır ve parlar. Bu sebeple kalp aydınlanır kalbin içinde bulunduğu bedende ondan nur ve aydınlık alır. 

Sehl b. Tusteri demiştir ki; “Yakîn ateş, ikrar fitil, amelde zeytinyağı mesabesindedir. Üçü bir arada olunca kalpte ışık yanar.”

Yakın imanın ruhudur. Yakîn marifet ilminin çokluğundan olur. Yakîn’den kaynaklanan düşünce netice olarak Haktan gelen düşüncedir. Huzur halidir.

Hasan-ı Basri (kuddise sırrahu) şöyle demiştir: “ Yakîn ehlinin müşahedesi, ariflerin marifeti, rabbani alimlerin nuru, öndeki verilerin felah ve salah halleri, ezel ve ebed arasında cereyan eden hadiselerin gerçek şeklinin tespiti sadece kendisinde manen diri bir kalp ve hakka tam yönelmiş bir kulak bulunan kimseye mümkün olur. Kalbi gafletle ölü kimse bu gerçekten anlayamaz.” 

Ebû Abdullah Antâkî “Yakînin en azı bile kalbe ulaştığında kalbi nurla doldurur, bütün şüpheleri giderip yok eder. Aynı zamanda kalb, şükür ve havf duyguları ile dopdolu hâle gelir.” diyerek yakînin tezahürleri adına önemli bilgiler vermiştir.

Sehl b. Abdullah yakînin, imanın ziyadesinden ve sapa sağlam oluşundan kaynaklandığını ifade etmiştir. Yine Hz. Sehl yakînin ilk basamağının “mükâşefe” olduğunu, bundan ötürü seleften bazılarının “Gayb perdesi açılsa yakînim ziyadeleşmez.” dediklerini söylemiştir. 

Yakînin mükâşefeden sonraki mertebeleri ise sırasıyla “muâneye” ve “müşâhede”dir. “Gayb perdesi açılsa yakînim ziyadeleşmez.” diyenlerden birisi de Amir b. Kays’tır.

Zünnûn-i Mısrî “Yakîn, kulu dünyevî emel ve arzuları kısa tutmaya çağırır. Bu da insanı zühde davet eder. Zühd, kalbde hikmeti mirasçı yapar. Hikmet de işlerin akıbetine bakma özelliğini kazandırır.” demiştir. 

Yine Hz. Zünnûn yakînin alametlerini belirtirken şu üç hususa dikkatleri çekmiştir: “ Dünya işlerinde insanlarla mümkün mertebe az beraber olmak, iyilik yaptıklarında insanları övüp durmayı bırakmak ve bir şeye engel olduklarında onları kınamamak, ayıplamamak.”

Bir başka açıdan Yakînin alametleri ise şöyle ifade edilmiştir: “Her işte Allah’a nazar edip her şeyi O’ndan bilmek, Her işte ona müracaat etmek ve her halükarda yardımı ondan istemek.”

Şu sözler Ebubekir Varak’a aittir: “Yakın kalbin temelidir. İman onunla mükemmelleştirir. Allah’a Teala yakın ile bilinir. Allah’tan gelen emir ve yasakları hikmeti akılla anlaşılır. Yakının üç yönü vardır. Habere dayalı ilmel Yakîn, delile dayalı aynel Yakîn, müşahedeye dayalı hakkal Yakîn.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir