Yol Gösterici

Kapıya Gelen Emanete Yol Göstermek 

Yaşamın mana kazanması, kişisel değişimin hayatın her alanında hissedilmesi ve yakınlığa vesile olacak yolun nasıl yürümek  gerektiğini öğrenmek için kapıya gelen bir kişi, yaşamın ve Allah’a yakın olmanın değerini er geç anlamış demektir.

Bu hak misafiri iyi karşılamak gerekir. Yol gösterici öncelikle bu kişinin yol için zihnen ve bedenen hazır olup olmadığına bakmalıdır. Kapıya gelen kişiye ön yargıdan uzak olmalı, mana yolunun yardımını alacak olan bu kişiye zavallı muamelesi yapılmamalı insan olmak, aşağıların aşağısından kurtulmak için gayret sarf eden birisi olarak görmeli ve ona layıkıyla yardımcı olmalıdır. Çünkü; O kapıya gelmiş bir emanettir.

Yol gösterici, gelen kişiye yaşayarak ve yaşatarak yol gösterir. Yol kal üzere değil, hal üzere yürütülmelidir. Yolda yaşanan haller bizim kadim öğreticilerden aldığımız yolun erkan ve hallerin izahına göre olmalıdır. Bunların hepsi tecrübe iledir. Bu kadim öğreticilerin icazetli yol göstericisi, çokça işaret ve gözlem neticesinde yolunun istikamet üzere olması için emanete gerekli öğreti ve yardımları yapar.

Yolu yürümek isteyen kişi iç ve dış güzelliğini sağlayacak edep ölçülerine kendini adapte etmeye çalışır. Zorluklar yaşansa da bu bir güzelliktir. Bu yolda yürümeyi talep eden farklı düşünce ve maharetlere sahip insanlarla muhatap olunur.  Yol gösterici kişi bunlarla muhatap olurken “Bana göre şöyle, Bana göre böyle” demekten kendini almalıdır. Bana göre değil, yolun erkanına ve hal üzere bulunulmalıdır.

Yol gösterici de uzun uğraşlarının sonunda bu yere geldiğini unutmamalı, o da bu kapıya gelen emanet gibiydi. Onunla da ilgilenen bir yol gösterici vardı. Bu bir tekamüldür yol gösterici emanet olarak kabul edilen kişiye yük olmak değil, yükünü hafifletmek için vardır. Yolu yürüyen bu kişiye hem maddi açıdan, hem de manevi açıdan destek olunmalıdır.

Yol gösterici karşında emanet olarak gelenin, kendisi için gayret ve özveri ile yardıma koşan karşısında saygıyı elden bırakmaması ve erkana uyup edep üzere olmaya gayretle sarılması gerekir ki, değişim hayatın tüm sahasında hem madden, hem manen görülsün.,

Günümüzde birçok uygulama terk edilmemiş ise de yapılmamaktadır. Örneğin kişiye Riyazat ve halvet artık pek nadir yaptırılmaktadır. Çalışan bir emanet yaşamsal alandan kopartılmamalıdır. Ona değer katacak edep, zikir ve ibadet anlayışını sağlıklı bir   akideyle vermek başlı başına bir hedef olmalıdır.

Yol gösterici ortak kullanım alanlarında hal ve hareketleriyle kendisini satmak, pazarlamaktan kaçınan olmalıdır. Emanet olarak gelenin yanında anlam verilemeyecek hal ve hareket ve söylevlerden kaçınmalıdır.

Bir yol göstericinin kendisine gelen emanet üzerinde saygınlık bırakmak gibi dert ve tasası  olmamalı. Yolun güzelliklerini gösterişten uzak bir şekilde yaşama arzusunu ve lezzetini devamlı emanet gelene gösteren ve tattıran bir yapıda olmalı işte o zaman kendisine karşı saygı oluşacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir