Zariyat Suresi 

Zariyat Suresi 

Zariyat Suresi Hakkında

Kur’an-ı Kerim’deki sıralamaya göre 51. suredir. El-Mufassal kısmı birinci sureler grubunun ilk suresidir. 60 ayettir Mekke’de inmiştir. 

Zariyat Suresi Konusu

Bu mübarek sûre, iman esaslarını yükselten, gözleri, bir ve her şeye gücü yeten Allah’ın kudretine çeviren ve takva ve iman esasları üzerine yerleşmiş bir akîde kuran Mekkî sûrelerdendir.

Bu mübarek sûre, toz kaldıran, denizlerde gemileri yürüten rüzgarlar­dan, yağmur sularını taşıyan bulutlardan, bir olan Allah’ın kudretiyle su üzerinde giden gemilerden, ve mahlukatın işlerini yürütmekle görevli te­miz meleklerden söz ederek başlar. Öldükten sonra dirilme ve hesabın ve haşrin mutlaka meydana geleceğine dair bu dört şeye yemin edilmiştir.

Sonra sûre burdan, Kur’an’ı ve âhireti yalanlayan Mekke kâfirlerinden söz eder. Onların dünyadaki hallerini ve âhiretteki akıbetlerini açıklar. Şöyle ki, onlar cehennem ateşine arz edilirler ve onun azabına ve cezasına atılırlar.

Bundan sonra sûre, takva sahibi mü’minlerden ve Allah’ın, âhirette onlara hazırladığı nimet ve ikramlardan bahseder. Bu nimetler onlar için, dünyada güzel amel işlediklerinden dolayı hazırlanmıştır. Sure bunlardan, Kur’an’ın teşvik ve sakındırma, mazur görme ve korkutma üslubuyla söz eder.

Daha sonra sûre, bu geniş kâinatta yani göklerde, yerlerde, dağlarda, vadilerde ve insanın eşsiz surette ve en güzel bir yaratılışla yaratılmasın­da, Allah’ın birliğini ve gücünü gösteren delillerden bahseder. Bütün bunlar, âlemlerin rabbinİn gücünü gösteren delillerdir.

Bundan sonra sûre, değerli peygamberlerin kıssalarından, azgın mil­letlerin peygamberlere karşı tutumlarından ve başlarına gelen azap ve he­lakten söz eder. İbrahim, Lut ve Musa (a.s)’nin kıssalarım ve azgın ve zorba olan Ad, Semud ve Nuh kavminin kıssalarını anlatır. Kur’an-ı Kerim’de bu kıssaların anlatılması ve tekrar edilmesinde, değerli peygamberler için bir teselli ve basiret sahipleri için de bir ibret vardır. Aklı olan veya hazır bu­lunup kulak veren kimseler bundan ibret alır.

Bu mübarek Sûre, insan ve cinlerin yaratılmasındaki maksadı açıklayarak sona erer. O da Yüce Allah’ı tanımak. Ona ibadet etmek ve bir­lemektir. Çeşitli yaklaşma vesileleri ve ibadetlerle sadece ve samimiyetle Ona yönelmektir. 

Zariyat Suresi Hakkında Geylani Tefsiri

Ey, marifet ve yakîn fıtratı üzere yaratılmış olan muvahhid! Sana, zuhur edişinin hikmetini ve yokluğun gizliliğinden çıkarak bariz oluşunu bütün hallerinde nefsini tanımak suretiyle iyiden iyiye düşünmen gerekir. Öyle ki, nefsine ilişkin olarak derin düşüncelere dalmandan dolayı senin için en nihayetinde, o nefsini icat ve izhar edene muttali olmana ve O’nun (c) mükemmel sıfatlarla ve kuşatıcı isimlerle vasıflanmış olmasına dair bir keşf hâsıl olsun.

Bundan sonra da O’nun tevhidini, vücutta ve ona terettüp eden bütün eserlerde mutlak müstakil oluşunu iyice düşünmen gerekir ki iman ve yakînden nihâî olarak arzuladığın şeyle ulaşacağın en son mertebeye ve tevhit ve irfandan senin zuhuruna terettüp eden sevin nihayetine nail olasın. Kendisinden mutlak manada yardım istenilen ve güvenilip dayanılan ancak yüce Allah’tır.

Zariyat Suresi Fazilet Ve Sırları

Resulullah (ﷺ) buyurdu ki: “Zariyat suresini okuyan kişiye, esen rüzgarların ve dünyada akan (ırmak, nehir vb…)lerin sayısınca kendisine on hasene verilir.” (Ebussuud Efendi, Ebû Suud Tefsiri (İrşâdü Aklis-Selim), 8/135)

Hanımına karşı cinsel yönden isteği olmayan kişi için; İki yumurta haşlanır. Bu yumurtalar soyulduktan sonra birinin üzerine Zariyat suresinin 47. ayeti yazılır ve erkeğin yemesi sağlanır. Diğer yumurtanın üzerine Zariyat suresinin 48. ayeti yazılır ve kadının yemesi sağlanır ve dua edilir.

Kim Zâriyât suresini okursa, Allahü teâlâ ona, dünyada cereyan eden ve esen her bir rüzgârın adedi için on hasenat (sevâb) verir. (Hadîs-i şerîf-Envâr-ut-Tenzîl)

Zariyat suresi hasta bir kişiye okunduğu zaman Allahü Teala’nın izniyle hastalıklarından eser kalmaz,

Doğum Yapacak kadının üzerinde Zariyat suresi bulundurulursa, Allah’ın izniyle doğum sancıları azalır, acısız bir doğum gerçekleştirir,

Zariyat suresini Sürekli zikreden kimse yoksulluk çekmez, bolluk bereket içinde yaşar.

Zariyat suresini, kıtlık vaktinde yetmiş kere okusalar , Hak Teala Lütfü ile kıtlığı giderir, bolluk ve ucuzluk verir , bütün ekinler bereketli olur.

Zariyat Suresi Meali

Zâriyât Suresi
(Mekkî – 60 Ayet – Nüzul: 67 Mushaf:51)
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1, 2, 3, 4, 5, 6. Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır. 
7, 8, 9. İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).   
10. Kahrolsun o koyu yalancılar!
11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
12. Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.
13. O gün onlar ateşe sokulacaklardır.
14. Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)
15, 16. Şüphesiz ki Allah’a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.
17. Geceleri pek az uyurlardı.
18. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.
19. Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır.  
21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?
22. Semada da rızkınız ve size vaad edilen başka şeyler vardır.
23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir. 
24. İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)
25. Onlar İbrahim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, «Bunlar, yabancılar» demişti.
26. Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabını) getirmiş,
27. Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.
28. Derken onlardan korkmaya başladı. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler. 
29. Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: «Ben kısır bir kocakarıyım!» dedi.
30. Onlar: «Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O, hikmet sahibidir, bilendir» dediler. 
31. (İbrahim:) O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.
32. «Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.»
33. «Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik).»
34. (Bu taşlar,) aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlardır).
35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.
36. Zaten orada Müslümanlardan, bir ev halkından başka kimse bulmadık.
37. Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.
38. Musa’da da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavuna göndermiştik.
39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmiş: «O, bir büyücüdür veya bir delidir» demişti.
40. Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.   
41. Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
42. Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
43. Semûd kavminde de (ibretler vardır). Onlara: Bir süreye kadar faydalanın, denmişti.
44. Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
46. Bunlardan önce de Nuh kavmini he-lâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum idiler.
47. Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.   
48. Yeri de döşedik. (Bak) ne güzel döşeyiciyiz!
49. Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.
50. O halde Allah’a koşun. Çünkü ben, size O’nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
52. İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.
53. Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.
54. Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.  
55. Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.
56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
57. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
58. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. 
59. Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!  
60. Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!
 

 

 

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın