Zeyd ibn Amr İbn Nufeyl

Bismillahirrahmanirrahim

Hakka susayanlar her zaman mevcuttur. Onlar cahiliye adetlerinden ve ortamından kaçmaya çalışırlardı.Bu bir din arayışı idi. bütün güçleri ile hak olan dini aramak ve Allah’ın gazabından rahmetine sığınmak çabası içinde olanlar vardı. İşte bunlardan biride Zeyd İbn Amr İbn Nufeyl’dir.

Zeyd İbn Amr Zeyd İbn Nufeyl, Aşere-i Mübeşşereden meşhur sahabe Said bin Zeyd’in babası, Hz. Ömer’in de amcasının oğludur bazılarına göre ise amcasıdır. Zeyd b. Amr arayışları neticesinde Yahudiliği de Hristiyanlığı da kabul edip benimsemedi ve kendi ifadesiyle “İbrâhim’in rabbine” ibadet ederek yaşadı. Bu bakımdan Zeyd risaletten önce Mekke’de Hanifliğin en önemli temsilcisi sayılır.

Buhari, Musa (ra)’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir. Musa, bana Salim ibn Abdullah (ra) şöyle haber verdi ve dedi ki:

Amr İbn Nufeyl’den başkasından haber verdiğini bilmiyorum dedi. Zeyd ibn Amr  İbn Nufeyl din aramak ve bulduğu dine tabi olmak için Şam’a gitti orada bir Yahudi bilgini ile buluştu. Zeyd Yahudi bilginden dinleri hakkında bilgi isteyerek şöyle dedi:

 “Belki dininizi kabul ederim, bu yüzden bana dininiz hakkında bilgi veriniz” Bunun üzerine yahudi bilgin:

“Allah’ın gazabından nasibini almadıkça bizim dinimize giremezsin” dedi.

Zeyd:

“Ben zaten Allah’ın gazabından kaçıyorum ve gücüm yettiği müddetçe de Allah’ın gazabından uzak duracağım. O halde sen bana başka bir yol (din) göster” dedi. Yahudi:

“Hanif olmandan başka bir yol bilmiyorum” dedi. 

Zeyd:

“Hanif nedir?” diye sorunca, yahudi bilgin: “O, İbrahim (a.s.)’in dinidir. 0, ne yahudi olmuştur, ne de hıristiyan. Allah’dan başkasına da tapmamıştı” diye cevap verdi. Zeyd onun yanından ayrıldı ve sonra bir Hristiyan bilginle karşılaştı. Yahudi’ye sorduğu gibi ona da sordu.

Bu Hristiyan bilgin:

“Allah’ın lanetinden nasibini almadıkça bizim dinimize giremezsin” dedi:

Zeyd:

“Ben zaten Allah’ın lanetinden kaçmaya çalışıyorum ve yaşadığım müddetçe de ne Allah’ın lanetinden ve de gazabından bir şey istemiyorum. Sen bana başka bir yol göster” diye cevap verdi. Hristiyan bilgin de: “Hanif olmandan başka bir yol bilmiyorum” dedi. Zeyd: “Hanif nedir?” diye sordu. O da cevaben: “İbrahim (a.s.)’in dinidir. O ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Allah’tan başkasına da tapmazdı.” dedi.

Zeyd, İbrahim (a.s.)’in dini hakkında bir takım malumatlar öğrendikten sonra oradan çıktı ve uzaklaştı. Issız bir yere gidip yalnız başına kaldı ve iki elini kaldırarak: “Ey Allah’ım! İbrahim (a.s.)’in dini üzerine olduğuma seni şahit tutuyorum” dedi.”

Sünnet olan ve Kâbe’yi tavaf eden herkesin Cahiliye Arapları tarafından Hanif kabul edildiği, Hz. İbrahim’in şeriatına ait çok az şeyin bilindiği bir dönemde Zeyd, Cahiliye toplumunda yaygın olan birçok adet ve uygulamadan uzak durur, zinaya (veya ribaya) karşı insanları uyarır, kız çocuklarının diri diri gömülmesini engellemeye çalışır, babaları tarafından gömülmek istenen kızların geçimini üstlenir, yetişkin hale gelinceye kadar onlara bakardı.

Buhari, Esma binti Ebu Bekr (a.s.)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir. “Ey Kureyş topluluğu! Vallahi benden başka hiç biriniz İbrahim (a.s.)’in dini üzere değilsiniz.” derken gördüm. O diri diri gömülen kız çocuklarını kurtarırdı. Birisi kızını öldürmek istediğinde ona: “Ben onun külfetine katlanır ve seni ondan kurtarırım” der ve kızı (elinden) alırdı. Kız büyüyüp yetişince de babasına: “Dilersen onu sana geri veririm ve dilersen onun bundan sonraki külfetine de katlanırım” derdi”

Ebu Ya’la, Said İbn Zeyd (r.a.)’din şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Ben ve Ömer İbn’ül-Hattab (r.a.), Resulullah (a.s.)’a: Zeyd İbn Amr hakkında sual ettik. Peygamber (a.s.): “Zeyd (benimle isa arasında) yalnız başına bir ümmet olarak gelecektir” buyurdu.”

 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın